Terör örgütü elebaşlarından Mustafa Karasu, Medya Haber’de yayımlanan programda TBMM’den geçen Çerçeve Yasa’ya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Yasanın uzun süredir beklendiğini belirten Karasu, düzenlemenin Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025’te yaptığı “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı”nın ardından daha erken hazırlanabileceğini savundu.

“BİR BUÇUK YIL SONRA ÇIKTI”
Çerçeve Yasa’nın gecikmeli olarak Meclis gündemine geldiğini belirten Karasu, buna rağmen düzenlemenin sürecin hukuki ve siyasi zemine taşınması açısından önem taşıdığını söyledi. Karasu, “Bir buçuk yıl sonra çıktı. Bu yasa tabii şu an anlamda önemlidir, eleştirilecek çok yanı vardır ama bir kulvara girilmiştir” ifadelerini kullandı.
Yasanın Kürt sorununun çözümünü sağlayan bir düzenleme olmadığını vurgulayan Karasu, bunun yalnızca çözüm sürecinin siyasi ve hukuki zeminde ilerletilmesine yönelik ilk adım olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
“KÜRT SORUNUNU ÇÖZEN BİR YASA DEĞİL”
Yasanın mevcut haliyle Kürt sorununu çözmediğini ifade eden Karasu, düzenlemede Kürt sorununa doğrudan yer verilmemesini önemli bir eksiklik olarak değerlendirdi.
Karasu, “Bu yasa Kürt sorununu çözen, çözüm getiren bir yasa değil. Ama hedefi, amacı o olan bir yaklaşımın ilk adımı olarak değerlendirmek gerekiyor” dedi. Yasada “Kürt” kavramının kullanılmamasını da eleştiren Karasu, bundan sonraki aşamalarda atılacak adımlar ve demokratikleşme konusunda da yeterli bir çerçeve bulunmadığını savundu.

“BARIŞ ÖNCE DİLLE BAŞLAR”
Çerçeve Yasa’nın diline ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Karasu, barış sürecinin yalnızca yasal düzenlemelerle değil, kullanılan dil ve üslubun değişmesiyle de ilerleyebileceğini söyledi.
“Barış ilk önce dille başlar” diyen Karasu, tarafların barış görüşmeleri yürütürken çatışma dönemini hatırlatan bir dil kullanmasının sürece zarar verebileceğini savundu. Karasu, “Dil değişmeden, üslup değişmeden, yaklaşım değişmeden barışı gerçekleştirmek mümkün değildir” ifadelerini kullandı.
“SORUNU SADECE SİLAH BIRAKMAYA İNDİRGEMEK YANLIŞ”
Çerçeve Yasa’nın süreci ağırlıklı olarak silah bırakma ekseninde ele almasını da eleştiren Karasu, Kürt sorununun tarihsel nedenlerinin göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi.
Karasu, sorunun yalnızca silahların bırakılmasıyla çözülemeyeceğini belirterek, “Sorunu sadece silah bırakmaya indirgemek, sanki silah bırakıldığında her şey hallolacakmış gibi yaklaşmak” ifadelerini kullandı. Kürt sorununun nedenlerinin doğru şekilde ele alınması gerektiğini savunan Karasu, kalıcı çözüm için siyasi ve demokratik adımların atılması gerektiğini söyledi.

ÖCALAN’IN SÜREÇTEKİ ROLÜNÜN BELİRLENMESİNİ İSTEDİ
Karasu, açıklamasında Abdullah Öcalan’ın süreçteki rolüne ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. Öcalan’ın sürecin başlamasında ve ilerlemesinde belirleyici olduğunu savunan Karasu, Çerçeve Yasa’da Öcalan’ın konumunun açık biçimde belirtilmemesini eksiklik olarak nitelendirdi.
Karasu, “Bu yasada Önder Apo’nun konumunun belirtilmemesi bir eksikliktir” dedi. Öcalan’ın yalnızca belirli görüşmeler gerçekleştirmesinin yeterli olmayacağını ileri süren Karasu, süreçte aktif rol üstlenmesi ve bunun hukuki bir karşılığının bulunması gerektiğini savundu.
“DEMOKRATİKLEŞME OLMADAN SÜREÇ İLERLEYEMEZ”
Karasu, Çerçeve Yasa’nın ardından atılması gereken en önemli adımların demokratikleşme alanında olması gerektiğini söyledi.
Demokratik siyasetin güçlenmesi için düşünce ve örgütlenme özgürlüğünün genişletilmesi gerektiğini belirten Karasu, “Demokratikleşme adımları olmadan nasıl demokratik siyaset yapılacak? Nasıl silahların yerine demokratik siyaset devreye girecek?” diye konuştu.
Kürt sorununun çözümü ile Türkiye’nin demokratikleşmesi arasında doğrudan bağlantı bulunduğunu savunan Karasu, sürecin ilerleyebilmesi için siyasi ve toplumsal zeminin güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
“BU SÜRECE SEYİRCİ KALINMAMALIDIR”
Karasu, açıklamasının son bölümünde toplumun ve siyasi aktörlerin sürece daha fazla dahil olması gerektiğini savundu. Türkiye toplumunun demokratikleşmeye ihtiyaç duyduğunu belirten Karasu, demokrasi güçleri ve Kürtlerin sürece aktif biçimde katılması gerektiğini söyledi. Karasu, “Bu sürece seyirci kalınmamalıdır, bu sürece müdahil olunmalıdır” ifadelerini kullandı.
Çerçeve Yasa’nın uygulanmasının ve sürecin ilerlemesinin yalnızca devlet ve iktidarın atacağı adımlara bırakılmaması gerektiğini savunan Karasu, toplumsal ve siyasi aktörlerin sürece dahil olması halinde demokratik Türkiye hedefinin hayata geçirilebileceğini öne sürdü.



