Christopher Nolan’ın Homeros’un binlerce yıllık Odysseia destanını beyaz perdeye taşıdığı The Odyssey, yüksek beklentilerle vizyona girerken sinema dünyasındaki tartışmaların da merkezine oturdu. Nolan’ın mitolojik hikâyeyi kendine özgü sinema diliyle yeniden yorumlamasını değerlendiren sinema yazarı Süleyman Bülbül, filmin özellikle karakter derinliği, mitolojik unsurların kullanımı ve anlatının duygusal boyutu açısından önemli eksikler taşıdığını söyledi.

Images (5)-95

Bülbül, The Odyssey hakkında yaptığı değerlendirmede Nolan’ın son derece güçlü ancak aynı zamanda müdahale edilmesi riskli bir kaynakla karşı karşıya olduğunu belirterek, “Böylesi baskın bir hikâyenin kendi çağından soyutlanarak anlatılması”nın filmin en tartışmalı yönlerinden biri olduğunu ifade etti.

“NOLAN, BASKIN BİR DESTANI KENDİ BİLDİĞİ BİÇİMDE ANLATTI”

Christopher Nolan’ın görkemli hikâyeleri beyaz perdeye taşıma konusunda kendine özgü bir sinema dili bulunduğunu belirten Bülbül, The Odysseynin yönetmen açısından diğer filmlerinden daha farklı bir sınav olduğunu söyledi.

Christopher Nolandan Yapay Zeka Coplugu Cikisi Gencler Bunu Butunuyle Reddediyor Bbf0

Bülbül, “Homeros'un belki de günümüze kadar tüm hikâyeciliği ve dahilinde sinemayı da anlatı olarak etkilediği Odysseia’sını kendi bildiği biçimde beyaz perdeye taşıdı” değerlendirmesinde bulundu.

Ancak Odysseia gibi binlerce yıllık ve son derece güçlü bir anlatıya müdahale etmenin büyük risk taşıdığını belirten Bülbül, Nolan’ın bu riski göze aldığını ifade etti.

Bülbül’e göre asıl mesele destanın modern sinema diliyle anlatılması değil, hikâyenin kendi döneminden ve bağlamından koparılması.

KOSTÜM VE DİYALOGLAR DA ELEŞTİRİLERİN HEDEFİNDE

1924986

Nolan’ın filmde aldığı estetik kararların yalnızca görsel tercihlerle sınırlı olmadığını belirten Bülbül, karakterlerin konuşma biçimlerinden kostümlere kadar pek çok unsurun tartışma yarattığını söyledi.

Bülbül, Nolan’ın filmin dış görünüşüne ilişkin tercihlerinin “radikal” ve “zorlama” olduğunu savunarak, özellikle alanın uzmanları açısından ortaya çıkan tablonun hayal kırıklığı yarattığını dile getirdi.

MİTOLOJİK GÖRSELLİK, İNSANİ TRAJEDİNİN ÖNÜNE Mİ GEÇTİ?

The Odysseynin en fazla tartışılan başlıklarından biri de tanrılar, canavarlar ve diğer fantastik unsurların filmde nasıl yorumlandığı oldu.

Deprem mi oldu, bugün nerede kaç şiddetinde deprem oldu? 4 Ağustos AFAD ve Kandilli Rasathanesi son depremler listesi
Deprem mi oldu, bugün nerede kaç şiddetinde deprem oldu? 4 Ağustos AFAD ve Kandilli Rasathanesi son depremler listesi
İçeriği Görüntüle

Bülbül, Homeros’un eserinde mitolojik unsurların son derece güçlü ve tatmin edici bir bütün oluşturduğunu ancak Nolan’ın bunları beyaz perdeye aktarma biçiminin tartışmalı olduğunu belirtti.

Bazı mitolojik unsurların hiç gösterilmemesinin, bazılarının ise farklı biçimde tasvir edilmesinin izleyicide ikilem oluşturduğunu söyleyen Bülbül, bu yaklaşımın hikâyenin temelindeki insani trajediyi geri plana ittiğini savundu.

“Sinema her ne kadar temelde görsel bir sanat olsa da bu görselliği doyuran şey duygu yoğunluğudur” diyen Bülbül, Nolan’ın mitolojiyi yeniden tasarlarken Odysseus başta olmak üzere karakterlerin yolculuk boyunca yaşadığı insani duygulara yeterince yaklaşamadığını ifade etti.

“DOĞRUSAL OLMAYAN KURGU HİKÂYENİN BAĞLAMINI KOPARIYOR”

Odysseia destanının anlatı yapısındaki zaman kırılmalarının sinemaya aktarılmasının da önemli bir sınav olduğunu belirten Bülbül, Nolan’ın doğrusal olmayan anlatımı kullanış biçimini eleştirdi.

356287

Geçmişe dönüş sahnelerinin sığ ve aceleci kaldığını savunan Bülbül, bunun karakterlerin neden belirli bir noktaya geldiğinin anlaşılmasını zorlaştırdığını söyledi.

Bülbül, Nolan’ın zaman kullanımının hikâyeyi derinleştirmek yerine bazı noktalarda ana bağlamdan uzaklaştırdığını değerlendirdi.

ODYSSEUS’UN ZEKÂSI YETERİNCE ÖNE ÇIKMIYOR

Homeros’un Odysseus karakterinin temel özelliklerinden birinin fiziksel güçten ziyade zekâ ve kurnazlık olduğunu hatırlatan Bülbül, filmin bu açıdan önemli bir potansiyele sahip olduğunu ancak bu potansiyelin tam anlamıyla değerlendirilemediğini söyledi.

Images (4)-104

Bülbül şunları kaydetti:

“Odysseus kas gücünden çok ötede zekâsı ile özdeşleşen bir karakter. Kurnazlığı pek çok sorunun çözümünde, tehlikenin giderilmesinde başrol oynar. Filmde her ne kadar Odysseus’un zekâsı basit şekilde ele alınmış olsa da kahramanlık kavramının kas gücüne indirgenmesi klişesini destan özelinde yerle bir ediyor. Fakat filmde bunun karşılığını tam olarak alabildiğimizi düşünmüyorum.”

“DESTANIN EN BÜYÜK İKİNCİ İSMİ PENELOPE”

Bülbül’ün The Odysseyye ilişkin en dikkat çekici eleştirilerinden biri de Penelope karakterine yönelik oldu.

Penelope’nin destandaki önemine dikkat çeken Bülbül, Odysseus’un dönüş yolunda verdiği mücadeleye karşılık Penelope’nin de İthaka’da eşinin dönüşünü beklerken kendi mücadelesini verdiğini vurguladı.

Bülbül, “Bence ve pek çok kimse için bu destanın en büyük ikinci ismi Penelope’dir” diyerek karakterin filmde yeterince güçlü işlenmediğini savundu.

Nolan’ın odağı büyük ölçüde Odysseus’un dönüşüne yönelttiğini belirten Bülbül, Penelope’nin direnişinin geri planda kaldığını, bu tarafın daha çok oğlu Telemakhos üzerinden güçlendirildiğini ifade etti.

PENELOPE’NİN MÜCADELESİ DAHA GÜÇLÜ İŞLENEBİLİRDİ

Bülbül’e göre Penelope ile Odysseus’un paralel biçimde ilerleyen “dönüş ve bekleyiş” hikâyeleri filme daha güçlü bir dramatik yapı kazandırabilirdi.

C T 38345 C C M S G 797F810 E1784313521757

Özellikle İthaka’da Penelope’nin etrafında toplanan taliplerin yarattığı baskının yeterince etkili anlatılmadığını belirten Bülbül, bunun Penelope’nin yaşadığı mücadeleyi ve ilerleyen süreçte Odysseus’un intikamını da zayıflattığını söyledi.

Bülbül, uyarlama filmlerde kaynak eserin seyirci tarafından bilinmediğinin varsayılması gerektiğini belirterek, karakterlerin etkisinin seyirciye doğrudan aktarılmasının önemine dikkat çekti.

“İTHAKA’DAKİ TALİPLER TEMEL ÇATIŞMAYI YETERİNCE BESLEMİYOR”

Penelope’nin etrafında bekleyen taliplerin filmde taşıdığı anlamın, özellikle destanı bilmeyen izleyici açısından yeterince güçlü kurulmadığını ifade eden Bülbül, burada daha sert bir iktidar mücadelesi kurulabileceğini söyledi.

Bülbül’e göre Penelope’nin mağduriyetinin daha etkili anlatılması, hem karakterin direnişini hem de Odysseus’un dönüşündeki intikam duygusunu çok daha anlamlı hale getirebilirdi.

“NOLAN’DAN DAHA ETKİLİ BİR GÖRSELLİK BEKLERDİM”

Yüksek bütçeli yapımlarda görsel şovun zaman zaman hikâyenin önüne geçebildiğini belirten Bülbül, The Odysseynin ise tam tersine, böylesine büyük bir hikâye için beklenenden daha sönük kaldığını savundu.

69Fc57B0654B63B451F027D6 2

Bülbül, sinemanın görsel bir sanat olduğunu ancak görselliğin hikâyeyi beslemesi gerektiğini belirterek, Nolan’ın filmde kullandığı geniş plan ve genel çekimlerin tek başına yeterli olmadığını ifade etti.

“Nolan’dan daha etkili bir görsellik beklerdim” diyen Bülbül, görsel dünyanın hikâyeye katkısı konusunda filmin beklentisinin altında kaldığını söyledi.

ANTİK AKDENİZ ATMOSFERİ DAHA GÜÇLÜ KURULABİLİRDİ

Filmin farklı ülkelerde ve çok sayıda lokasyonda çekildiğini hatırlatan Bülbül, Nolan’ın görsel efekt kullanımındaki tutumunun bilindiğini ancak The Odyssey gibi bir hikâyede daha farklı bir görsel yaklaşım beklediğini dile getirdi.

Bülbül, daha solgun bir renk paleti, daha canlı ve yaşayan mekânlar ile daha etkili ışık kullanımının filmin atmosferini güçlendirebileceği görüşünde.

“THE ODYSSEY NOLAN İÇİN GÜVENİLİR BİR LİMAN”

Nolan’ın kariyerindeki filmlerle kıyaslandığında The Odysseynin yönetmenin sinema dilinde büyük bir yenilik anlamına gelmediğini düşünen Bülbül, filmin aynı zamanda güvenli bir anlatı alanı sunduğunu söyledi.

Bülbül, Odysseia hikâyesinin kendi içindeki güçlü dramatik yapısının, karakterlerinin ve öğretici tarafının yönetmen açısından önemli bir avantaj oluşturduğunu belirterek şu değerlendirmede bulundu:

“Odysseus bir yandan son derece riskli bir hikâye ise de diğer yandan son derece güvenilir bir liman. Hikâyenin kendi içindeki gücü, karakter tasvirleri, dramatik yapısı, öğretici tarafı onu anlatan için büyük bir risk barındırmıyor.”

Bülbül, Nolan’ın The Odyssey ile büyük bir sinemasal yenilik ortaya koymaktan çok güçlü bir kaynak eserin avantajından yararlandığını düşünüyor.

FİLMİN SÜRESİ DEĞİL, TEMPOSU TARTIŞILIYOR

Filmlerin uzunluğunun tek başına bir sorun olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Bülbül, asıl meselenin filmin ritmi olduğunu söyledi.

The Odysseynin düşük tempolu ilerlediğini savunan Bülbül, bu durumun filmin görece uzun süresinin seyirci açısından daha fazla hissedilmesine neden olduğunu ifade etti.

Bülbül’e göre film daha dinamik bir ritme sahip olsaydı daha uzun bir süre bile sorun olmayabilirdi.

Filmin duygusal eksikliğinin doğrudan süresinden kaynaklanmadığını belirten Bülbül, asıl problemin oyuncu yönetimi ve bazı kamera tercihlerinde olduğunu değerlendirdi.

MÜZİK VE SES TASARIMI “HİKÂYEDEN ÇOK PAZARLAMA UNSURU” MU?

The Odysseynin ses tasarımı ve müzikal tercihleri de Bülbül’ün eleştirilerinden payını aldı.

Filmde müzik ve ses kullanımının büyük yankı uyandırdığını kabul eden Bülbül, bu unsurların hikâyeye katkı sağlamaktan ziyade filmin pazarlanmasına hizmet eden unsurlar olarak öne çıktığını düşündüğünü söyledi.

YAŞ SINIRI KARARI TARTIŞMASI

Bülbül, filmin yaş sınırına ilişkin de dikkat çeken bir değerlendirme yaptı.

The Odyssey Troya Ve Otekiler Uzerine

Filmin +16 yaş sınırının niteliksel olmaktan çok niceliksel gerekçelerle belirlendiğini düşündüğünü söyleyen Bülbül, daha yüksek bir yaş sınırının filmin gişe potansiyelini olumsuz etkileyebileceğini savundu.

Bülbül, Nolan filmlerinin yaş sınırı konusunda ayrıcalıklı değerlendirildiğini düşündüğünü belirterek, yönetmenin de filmde şiddet, canavarlar, devler ve mitolojik unsurları daha “soft” biçimde kullandığını söyledi.

Bu nedenle filmin Antik Çağ’ın vahşetini ve savaşın yıkıcılığını yansıtma konusunda çağsal bir inandırıcılıktan uzak kaldığını değerlendirdi.

“SAVAŞ SONRASI TRAVMA ÇOK DAHA DERİN İŞLENMELİYDİ”

Bülbül’e göre The Odysseynin en büyük eksikliklerinden biri, Odysseus’un savaş sonrasında yaşadığı travmanın yeterince görünür hale getirilememesi.

The Odysseyden 264 Milyon Dolarlik Acilis Oppenheimeri Geride Birakti

Odysseus’un yalnızca İthaka’ya dönmek isteyen bir kahraman değil, aynı zamanda savaşın, ölümün ve yıkımın ardından dönüşmeye çalışan bir insan olarak ele alınması gerektiğini belirten Bülbül, filmde bu dönüşümün yeterince hissedilmediğini söyledi.

“Travmatik olması gereken bir karakteri bağlamından uzakta bir noktaya kadar ruhsuz bir biçimde seyrediyoruz” diyen Bülbül, karakterin ruhsal dönüşümü yeterince kurulmadığında eve dönüş mücadelesinin de havada kaldığını savundu.

GÖÇ VE YERSİZ YURTSUZLUK TEMASI EKSİK KALDI

Bülbül, Homeros’un eve dönüş hikâyesinin günümüz dünyasında göç, mültecilik ve yersiz-yurtsuzlaşma kavramları üzerinden yeniden okunabileceğine dikkat çekti.

Ancak filmde Odysseus’un dönüş motivasyonunun yeterince güçlü temellendirilmediğini düşünen Bülbül, bunun yersiz-yurtsuzluk temasının da derinleştirilmesini engellediğini söyledi.

İthaka’nın Odysseus açısından taşıdığı anlamın çok daha güçlü kurulması gerektiğini belirten Bülbül, filmin bu bağlamda önemli bir fırsatı değerlendiremediği görüşünde.

“TARİHTEKİ YERİNİ ALDI AMA BU OLUMLU OLDUĞU ANLAMINA GELMİYOR”

Christopher Nolan’ın filmlerinin sinema tarihinde güçlü bir popüler karşılık bulduğunu ve zaman içerisinde mite dönüşebildiğini belirten Bülbül, The Odysseynin de daha şimdiden sinema tarihindeki yerini aldığını söyledi.

Ancak bir filmin tarihte yer almasının onun mutlaka başarılı olduğu anlamına gelmediğini vurgulayan Bülbül, gişe, oyuncu kadrosu, müzikler veya yapım süresi gibi unsurların filmin niteliğini tek başına belirleyemeyeceğini ifade etti.

Bülbül, The Odysseynin benzer ölçekteki mitolojik, tarihi ve epik yapımlardan daha pahalı ve daha gösterişli olmasına rağmen sanatsal açıdan daha basit kaldığını savundu.

“DAHA PAHALI, DAHA GÖSTERİŞLİ AMA DAHA BASİT”

Bülbül, The Odyssey hakkındaki genel değerlendirmesini oldukça sert bir ifadeyle tamamladı.

Filmin çok sayıda konuya temas etmeye çalışırken bunların hiçbirine yeterince derinleşemediğini belirten Bülbül, hikâyenin omurgasında oluşan bu sorunun filmin yarattığı beklentileri karşılamasını engellediğini söyledi.

Bülbül son değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:

“Nolan hikâyesini anlatırken her şeye temas etmek istemiş lakin bunun handikapıyla hiç bir şeye tam olarak temas edememiştir. Hikâyenin omurgasındaki bu eğrilik filme dair büyük beklentileri boşa çıkarmış, film Nolan'ın sinema dünyasındaki ve seyirci üzerindeki mevcut kredisi ile kotarılmıştır.”

Bülbül’e göre aynı film daha az tanınan bir yönetmen tarafından çekilmiş olsaydı ortaya çıkan tablonun çok daha sert karşılanması mümkündü.

Süleyman Bülbül, The Odyssey üzerinden sinema sektörü, yapımcılar, yönetmenler ve seyirci arasındaki ilişkiye de dikkat çekerek, filmin gördüğü ilginin yalnızca yapımın niteliğiyle açıklanamayacağını savundu.

Muhabir: TUĞBA GÜNER