CHP Genel Başkanı Özgür Özel hakkında, Ekrem İmamoğlu davasının ilk duruşmasının ardından yaptığı açıklamalar nedeniyle soruşturma başlatıldı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Özel’in mahkeme heyetine yönelik ifadeleri nedeniyle Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesi kapsamında “hakaret” suçlamasıyla resen soruşturma açıldığını duyurdu.
Konuyla ilgili hukuki değerlendirmelerde bulunan Avukat Ceren Kalay Eken, süreci Türkinform muhabiri Sema Ersoy’a değerlendirerek ifade özgürlüğü ile yargı süreçlerini etkileme iddiası arasındaki sınırın hassas bir denge olduğunu söyledi.
“MAHKEME HEYETİNE HAKARET” SUÇLAMASIYLA SORUŞTURMA BAŞLATILDI
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, yaptığı açıklamada CHP Genel Başkanı Özgür Özel hakkında resen soruşturma başlatıldığını duyurdu. Başsavcılığın açıklamasında şu ifadeler yer aldı:
“İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nin Marmara Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesinde başlayan 2025/318 E. sayılı dosyasının ilk duruşması sonrasında basın mensuplarına açıklama yapan CHP Genel Başkanı Özgür Özel hakkında, mahkeme heyetine yönelik sözleri nedeniyle TCK’nın 125/1,2,3-a,4,5 maddeleri uyarınca hakaret suçundan Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nca resen soruşturma başlatılmıştır.”
Soruşturma, Özel’in duruşmanın ardından yaptığı sert açıklamaların ardından başlatıldı.

"TİYATRO DESEN HİÇ OLMAZSA DÜZGÜN YAZILIR, ONA SADIK OYNANIR"
Duruşma sonrası Silivri Cezaevi önünde konuşan Özgür Özel, mahkeme heyetinin yargılamayı yönetme biçimini ve tecrübesini eleştirmişti.
Özel, duruşmada ciddi usul hataları yaşandığını savunarak heyetin tecrübesiz olduğunu ileri sürdü ve şu ifadeleri kullandı:
“Öyle bir heyetle karşı karşıya kaldık ki bu yargılamayı götüremeyeceği ve vereceği karara kimsenin inanmayacağı açık. Türkiye’nin en önemli davalarından birinde toplam kıdemi 11 yıl olan bir heyetle karşı karşıyayız.”
Özel ayrıca duruşma sırasında yaşanan bazı uygulamaları eleştirerek mahkeme sürecinin kamuoyuna açık şekilde yayınlanması gerektiğini savundu.

“HUKUKUN GÖREVİ BU HAKLAR ARASINDAKİ DENGEYİ KORUMAK”
Konuyu hukuki açıdan değerlendiren Avukat Ceren Kalay Eken, ifade özgürlüğü ile yargı sürecini etkileme iddiası arasında hassas bir denge bulunduğunu belirtti. Eken, hukuk sisteminin temel görevinin bu dengeyi sağlamak olduğunu vurgulayarak şöyle konuştu:
“Tabii ki ince bir sınır var ve zaten hukukun işi de budur. Haklar arasındaki dengeyi gözetmektir. Her özgürlüğün sınırı bir diğerinin hakkıyla çizilir.”
“ELEŞTİRİLERİN BİR TEHDİT OLARAK GÖRÜLMEMESİ GEREKİR”
Eken, yargı makamlarının yaptıkları işlemlerden emin olmaları durumunda siyasi eleştirilerin bir tehdit olarak görülmemesi gerektiğini söyledi. Bu noktada özellikle kamuoyunda yargıya duyulan güven meselesine dikkat çeken Eken, şunları ifade etti:
“Eğer yargılamayı yapan makamlar yaptıkları şeyden eminlerse bu tarz söylemlerin aslında bir tehdit olmaması gerekir. Ama Türkiye’de toplumda adalete güven çok ciddi şekilde düşmüş durumda.”
Eken, toplumda oluşan güvensizliğin farklı araştırmalara ve kamuoyu verilerine de yansıdığını belirtti.

“YARGIYA GÜVENİN DÜŞMESİ TESADÜF DEĞİL”
Eken’e göre yargıya duyulan güvensizlik yalnızca siyasi tartışmaların değil, uzun süredir gündemde olan bazı yapısal sorunların sonucu. Kendi çevresinden yaşadığı bir örneği de paylaşan Eken, liyakat tartışmasının toplumda nasıl algılandığıyla beraber, hakim ve savcı alımlarındaki liyakat tartışmalarına değinen Eken, bu konuda kamuoyunda ciddi eleştiriler bulunduğunu belirterek şöyle konuştu:
“Hakim savcı alımlarında mülakat sistemi yıllardır eleştiriliyor. Seçim öncesi bunun kaldırılacağı söylendi ama bugün baktığımızda Türkiye’de ciddi bir kadrolaşma tartışması var. Ben kendi hayatımda da gördüm. Yazılı sınavdan 50 alan bir arkadaşım hakim olurken, 93 alan bir arkadaşımın hakim olamadığını yaşadım.”
“SİYASİ ELEŞTİRİLERİN SUÇ SAYILMASI DOĞRU DEĞİL”
Eken’e göre bir siyasi parti liderinin yargı süreçlerine ilişkin eleştirilerde bulunması demokratik sistemin doğal bir parçası. Bu noktada Özgür Özel’in sözlerinin büyük ölçüde eleştiri kapsamında değerlendirilebileceğini belirten Eken şöyle konuştu:
“Bir siyasi parti liderinin bu eleştirileri dile getirmesi suç anlamına gelmemeli. Demokratik bir ülkede ve hukuk devletinde bu tür eleştirilerin yapılabilmesi gerekir.”

“HAKARET OLMASI İÇİN SUÇ İSNADI GEREKİR”
Eken, hukuk açısından eleştiri ile hakaret arasındaki farkın oldukça belirgin olduğunu da vurguladı. Hakaret suçunun oluşabilmesi için doğrudan suç isnadı yapılması gerektiğini belirten Eken şu değerlendirmede bulundu:
“Hakaret olabilmesi için kişilere bir suç fiili isnat etmeniz gerekir. Yani bağımsızlıklarına veya tarafsızlıklarına dair doğrudan suçlayıcı ifadeler olması gerekir.”
Eken, yalnızca tecrübe ya da yargı sürecinin işleyişine yönelik eleştirilerin çoğu zaman hakaret kapsamına girmediğini söyledi.
“SORUN ELEŞTİRİLER DEĞİL, ELEŞTİRİLERİN SUÇ SAYILMASI”
Eken’e göre tartışmanın merkezinde, siyasi eleştirilerin cezai soruşturma konusu yapılması yer alıyor. Bu noktada hukuk devleti açısından önemli bir soruya dikkat çeken Eken, eleştirilerin neden suç sayıldığının tartışılması gerektiğini vurguladı. Eken, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:
“Burada asıl soru şu: Bu eleştirilere cevap verememek mi sorun, yoksa bu eleştirileri suç kapsamına sokmak mı? Aslında konuşmamız gereken nokta bu eleştirilerin neden ortaya çıktığıdır.”




