Sanatçı Vahap Aydoğan, eserlerinde sıkça yer verdiği kadın figürlerinin yalnızca bir karakter olmadığını, daha geniş bir anlam taşıdığını belirtti. “Sükut” sergisinde özellikle kadınlar ve çocukların hikayelerine odaklanan Aydoğan, toplumsal kırılmaların en görünür izlerinin çoğu zaman onların hayatında ortaya çıktığını vurgulayarak, sanatındaki bu yaklaşımın nedenlerini Türkinform muhabiri Sema Ersoy’a anlattı.

"KADIN FİGÜRÜ YAŞAMIN SESSİZ GÜCÜNÜ TEMSİL EDİYOR"
Resimlerindeki kadın figürlerinin sembolik bir anlam taşıdığını dile getiren Aydoğan, bu figürlerin yalnızca bireysel bir portre olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Aydoğan, kadın figürlerinin sanatındaki yerini şu sözlerle anlattı:
“Kadın figürü çalışmalarımda yalnızca bir karakter değil, hayatın taşıyıcı yüzlerinden biri olarak ortaya çıkar. Bazen bir direnci, bazen bir kırılmayı, bazen de bütün yaşananlara rağmen devam eden yaşamın sessiz gücünü temsil eder."
Sanatçıya göre bu figürler aynı zamanda zamanın ve hayatın insan üzerinde bıraktığı izleri de taşıyor. Bu nedenle resimlerdeki karakterler tek bir kişiyi değil, çok daha geniş bir hikayeyi temsil eden sembollere dönüşüyor.

"SESSİZ BIRAKILAN HİKAYELERE ALAN AÇMAK İSTEDİM"
“Sükut” sergisinde kadınlar ve çocukların hikâyelerinin öne çıkmasının bilinçli bir tercih olduğunu ifade eden Aydoğan, toplumsal kırılmaların en ağır yükünü çoğu zaman görünmeyen insanların taşıdığına dikkat çekti. Aydoğan, serginin çıkış noktasını ise şöyle anlattı:
“Toplumsal kırılmalar yaşandığında en ağır yük çoğu zaman görünmeyen omuzlarda taşınır. Kadınlar ve çocuklar bu süreçlerin hem fiziksel hem de duygusal etkilerini en derinden yaşayanlar arasında yer alır.”
Bu nedenle eserlerinde bu hikayelere yer açmak istediğini belirten sanatçı, “Sükut’ta bu sessiz bırakılmış hikayelere alan açmak istedim. Çünkü bir toplumun yaşadığı travma çoğu zaman en açık biçimde onların hayatlarında görünür.” ifadelerini kullandı.





