ABD ve İran arasında uzun süredir devam eden gerilim ve sürdürülen diplomasi çalışmaları, 28 Şubat sabahı İsrail'in ABD ile birlikte İran'ı vurmasıyla daha da tırmandı.

Dünya enerji piyasalarının kalbi olarak bilinen Hürmüz Boğazı, son dönemde ABD ile İran arasındaki artan gerilimin odağı haline geldi. Tanker saldırıları, karşılıklı yaptırımlar ve diplomatik tehditlerle tırmanan kriz, sadece bölgesel güvenliği tehdit etmekle kalmıyor, küresel enerji arzı ve ekonomik istikrar üzerinde de ciddi endişeler yaratıyor.

Türkiye başta olmak üzere enerjiye bağımlı ülkeler, yükselen petrol ve doğalgaz fiyatları ile belirsizlik ortamında yeni stratejiler geliştirmek zorunda kalıyor.

Siyaset Bilimci Umur Tugay Yücel, TURKINFORM’a ABD-İran gerilimi ve Hürmüz Boğazı’na ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

HÜRMÜZ BOĞAZI KRİZİ KÜRESEL BİR MESELE HALİNE GELDİ

Yücel, Hürmüz Boğazı krizinin, son dönemde artan askeri ve siyasi gerilimler, tanker saldırıları, karşılıklı yaptırımlar ve tehditler sonucu şekillendiğini belirtti. Dünyanın petrol ticaretinde kritik bir geçiş noktası olan Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gelişmelerin, krizi yalnızca bölgesel değil, küresel bir mesele haline getirdiğini ifade etti.

“TÜRKİYE’YE CİDDİ EKONOMİK YANSIMALARI OLABİLİR”

Türkiye açısından bu sürecin olası etkilerine dikkat çeken Yücel, “Hürmüz Boğazı’ndaki gerilim enerji maliyetlerini artırabilir, bölgesel güvenlik risklerini yükseltebilir ve küresel enflasyonu tetikleyebilir. Türkiye gibi enerjiye bağımlı ülkeler açısından bu durum ciddi ekonomik yansımalar doğurabilir” diye konuştu.

“ENERJİ İTHALATÇISI OLAN ÜLKERLER İÇİN MALİYET ŞOKU YARATACAK”

Yücel, ABD-İran geriliminin derinleşmesiyle birlikte küresel piyasalarda belirsizliğin artacağını ve petrol ile doğalgaz fiyatlarının yükselme eğilimi göstereceğini belirtti. Yücel, “Orta Doğu, dünya enerji arzının kalbidir. Bu nedenle gerilim, özellikle enerji ithalatçısı ülkeler için maliyet şoku yaratacak ve küresel büyümeyi yavaşlatacaktır. Enflasyon üzerinde de doğrudan baskı oluşturması kaçınılmazdır” ifadelerini kullandı.

“NATO SÜRECE DOLAYLI YOLDAN DESTEK VERİYOR”

Irak'ta tarihi yolsuzluk operasyonu: Siyasetçiler ve milletvekilleri gözaltında
Irak'ta tarihi yolsuzluk operasyonu: Siyasetçiler ve milletvekilleri gözaltında
İçeriği Görüntüle

Körfez ülkelerinin tutumuna da değinen Yücel sözlerini şöyle sürdürdü;

“Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeler, ABD’ye yakın durarak İran’ı dengelemeye çalışıyor. NATO ise doğrudan çatışmaya girmemeyi tercih ediyor, ancak deniz güvenliği ve caydırıcılık üzerinden sürece dolaylı destek veriyor. Bu durum, krizin kontrollü bir şekilde devam etmesini sağlasa da kırılganlığı artırıyor”

“ABD’NİN BARIŞ PLANI KALICI DEĞİL”

ABD’nin İran’a sunduğu barış planının teoride gerilimi düşürme potansiyeline sahip olduğunu vurgulayan Yücel, taraflar arasındaki derin güvensizlik, mevcut yaptırımlar ve bölgedeki savaşın şiddeti göz önüne alındığında kısa vadede kalıcı bir çözüm olasılığının düşük olduğunu söyledi. Bununla birlikte, sınırlı bir yumuşama ve geçici anlaşmaların mümkün olabileceğine dikkat çekti.

“KRİZ SENARYOLARINA HAZIRLIKLI OLMAK ŞART”

Yücel, küresel enerji piyasalarının hassasiyetine dikkat çekerek, “Bu süreçte Türkiye ve diğer enerji ithalatçısı ülkelerin stratejik stoklama, alternatif enerji kaynakları ve diplomatik denge planları üzerinde titizlikle çalışması gerekiyor. Enerji güvenliği ve ekonomik istikrar için kriz senaryolarına hazırlıklı olmak şart” değerlendirmesinde bulundu.

Kaynak: HABER MERKEZİ