Son dönemde artan dijital bağımlılık, siber zorbalık ve çocukların çevrim içi güvenliği gibi konular, yetkilileri harekete geçirdi. Kulislerde konuşulanlara göre, 15 yaş altındaki çocukların sosyal medya kullanımına sınırlama getirilmesi planlanıyor. Ebeveynler, çocukların korunması açısından bu adımı desteklerken; gençler ise “özgürlük kısıtlaması” gerekçesiyle karşı çıkıyor. Tartışma kısa sürede sosyal medyada da gündem oldu.
DÜNYADA ÖRNEKLERİ VAR
Benzer düzenlemeler birçok ülkede uygulanıyor. Özellikle Avrupa’da çocukların dijital ortamda korunmasına yönelik yaş sınırlamaları ve ebeveyn denetimleri giderek yaygınlaşıyor. TBMM’de bu hafta sosyal medyanın 15 yaş altına yasaklanmasına ilişkin düzenlemeler içeren torba kanun teklifinin görüşmelerine devam ediliyor. Sosyal medya kullanımına getirilecek olası yaş sınırı, milyonlarca kullanıcıyı doğrudan etkileyecek.
"2024’TE ELEŞTİRİLDİ!"
Uzman psikolog ve pedagog Ebru Şen Türkinform’a yaptığı açıklamada sosyal medyaya yaş sınırlaması tartışmalarının son yıllarda uluslararası politika gündeminin merkezinde oturduğuna dikkat çekerek, “2024 sonunda özellikle Avustralya Senatosu 16 yaş altı çocuklar için sosyal medya yasağını kabul etti. Ancak bu karar çocuk hakları uzmanları tarafından çocuk gelişimine ilişkin kanıtların tartışmalı olduğu ve çocukların yasakları delmek için çeşitli yollar bulabileceği gerekçesiyle de çok eleştirilmişti” ifadesini kullandı.
“KIRILGAN DÖNEM!”
Pedegog Şen, bu konuya gelişimsel psikoloji perspektifinden bakmak gerektiğine dikkat çekerek, “10-13 yaş grubu özellikle çok kırılgan bir dönem olduğunu belirtmek isterim. Bu dönem bilişsel ve duygusal düzenleme olgunlaşmamışlığını görmekteyiz. Aynı zamanda bir sosyal grubun, sosyal çevrenin, sosyal bir fikrin arasında da geçiş evresini simgeleyen bir yaş çağı aslında bu çağ” diye konuştu.
“ÖZGÜRLÜĞE TEHDİT ALGISI SAVUNMA REFLEKSİ YARATIYOR!”
Şen, konuşmalarını şu sözlerle tamamladı:
“Bu yaştaki çocuklar riskleri hafife alma, akranlarıyla sosyal onay almak için farklı platformlara girme, bu durumda çevrim içi olumsuz deneyimler yaşama, yabancı kişilerle temas geçme, manipülatif bir platformda karşı karşıya kalma gibi durumlarla karşılaşabilirler. Şimdi bu yasak gerçekten korur mu diye bir bakalım ama araştırmalar bu konuda bize çok uyarıyor. Çünkü psikolojik bir reaktans yani özgürlüğe yönelik tehdide karşı savunmacı bir tepki de geliştirebilir.”





