Önce Siverek, sonra Kahramanmaraş… Çocukların, öğretmenlerin, okul koridorlarında canlarını kurtarmak için kaçıştığı görüntüler geliyor ekranlara. Daha önce de yaşanan onlarca şiddet olayı, kimi öğretmenine kimisi akranlarına, arkadaşlarına saldırıyor, öldürüyor, yaralıyor.

Gözlerimizin önünde bir eğitim sisteminin çöktüğünü izliyoruz çaresizce. Tıpkı depremde ağır hasar alan bir binanın tek darbeyle yerle bir olduğu gibi…

Kimse maval okumasın. Yok dizi izlemiş, yok bilgisayarda savaş oyunu oynamış, yok çetelerin, terör örgütlerinin maşası olmuş hikayelerini geçin. Biz, Cüneyt Arkın’ın komiser Kemal olarak kötüleri kurşuna dizdiği filmlerle büyüdük. Bilgisayarımız yoktu ama sokakta biz de savaş oyunu oynardık. Bizim zamanımızda da çeteler, terör örgütleri vardı.

Yahu okul duvarlarında balta vardı balta. Sadece balta da değil, kargı benzeri ucu sivri demirli aletler, kazma ve kürekler bile asılıydı okul duvarlarında. Üzerinde büyük harflerle YANGIN yazan, içi su ve kum dolu kovaların olduğu yangın köşesi olurdu her okulda. Ama hiç birimizin aklına duvardan baltayı alıp ona buna saldırmak gelmezdi.

Melek yüzlü bir çocuktan cani yaratmayı nasıl becerdiniz? Eli kalem tutması gereken çocukların eline silah ve bıçak alıp bir başkasını öldürdüğü sistemden memnun musunuz?

Eline pompalı tüfek alıp İzmir’de karakol basarak, 3 polisimizi şehit eden çocuk da bu sistemde yetişmedi mi? Tıpkı pazarda hiç tanımadığı akranı çarptı diye kalbine bıçak saplayan çocuk gibi…

Toplantı yapıp okullardaki güvenlik önlemleri genişletilecekmiş. Peh büyük başarı, her okulun kapısına 10 tane polis dikseniz ne olur? Bu işin polisiye tedbirlerle düzelmeyeceğini siz de biliyorsunuz. Yapmak isteyen okulda değil 100 metre ilerde yapar yine yapacağı. Her yıl değiştirilen eğitim ve sınav sistemlerinin amaçladığınız kitleyi oluşturamadığını siz de gördünüz. Daha neyi kanırtıp, polis marifetiyle eğitim vereceksiniz?

Olmadı, olmuyor, olmayacak… Süslü kelimeler, afili cümleler kurma zamanı çoktan geçti. Sözün bittiği yerdeyiz. Artık konuşmak değil, harekete geçme zamanı. Polisle değil, bozulan eğitim sistemini ele alarak başlamalısınız. En başta yitip giden gerekli saygıyı öğretmenlere yeniden kazandırmalısınız.

*Bu siteye yazılan köşe yazıları Türkinform'un editöryal politikasını yansıtmamaktadır. Köşe yazılarındaki görüşler yalnızca yazarları ilgilendirmektedir.*