Okullarda neredeyse her gün yaşanan şiddet olayları, cinnet halleri ve akılalmaz saldırılar artık münferit olaylar olmaktan çıktı. Sorular büyüyor, endişemiz artıyor. Peki cevaplar nerede? Çözüm reçeteleri neden hâlâ masada değil? Canımız yanıyor, içimiz kan ağlıyor.

Üstelik bu yaşananların; bizim kültürümüzle, aile yapımızla, inancımızla ve yaşam biçimimizle bağdaşan hiçbir tarafı yok. Daha düne kadar başka ülkelerde yaşanan okul şiddeti haberlerini izler, “Bunlar bize uzak” derdik. Bugün ise aynı acıyı kendi evlatlarımız üzerinden yaşıyoruz.

Elbette bu tablonun altında ruhsal sorunlar, psikolojik travmalar, aile içi problemler ve bireysel kırılmalar olabilir. Bunların hepsi uzmanlarca araştırılmalıdır. Ancak bir yandan da hepimizin bildiği ama görmezden geldiği gerçekler var.

Disiplin Çöktü, Saygı Erozyona Uğradı

Her şeyden önce okullarda disiplin neredeyse yok denecek kadar zayıfladı. Önceki kuşaklar öğretmenini görünce ayağa kalkar, müdürünü görünce toparlanır, büyüklerine saygıyı eksik etmezdi. Bugün ise öğretmenin saçını çekebilecek kadar cüretkâr, kuralları hiçe sayabilecek kadar umursamaz bir tabloyla karşı karşıyayız.

Aileler Yoruldu, Çocuklar Yalnız Kaldı

Aileler ağır bir geçim mücadelesi içinde. Aynı evde yaşayıp aynı sofrada buluşamayan, birbirine zaman ayıramayan aileler çoğaldı. Derdini anlatamayan, anlaşılmadığını hisseden, yalnız büyüyen çocuklar var.

Sürekli yarışmak zorunda bırakılan, hep başarılı olması beklenen ama geleceğe dair umudu azalan bir gençlik yetişiyor. “Okusam ne olacak?” duygusuyla okula giden evlatlarımız var.

Ekranlar Şiddeti Normalleştiriyor

Televizyon dizileri, dijital platformlar ve sosyal medya içerikleri… Şiddetin, nefretin, yozlaşmanın ve çarpık ilişkilerin sıradanlaştırıldığı bir yayın düzeniyle karşı karşıyayız. Reyting uğruna çocuklarımızın zihnine ne ektiğimizi gerçekten düşünüyor muyuz?

Şiddeti izleyerek büyüyen bir nesilden merhamet bekleyebilir miyiz?

Rehberlik Nerede?

Bir zamanlar rehber öğretmenler vardı; öğrencinin ruh halini takip eder, aileyle iletişim kurar, sorunları çözmeye çalışırdı. Bugün kaç çocuk gerçekten fark ediliyor? Kaçı sessizce yardım bekliyor?

Çözüm Sadece Güvenlik Önlemi Değil

Her okula polis koymak, turnike takmak, üst araması yapmak tek başına çözüm değildir. Çünkü mesele sadece okul kapısında değil; evde, sokakta, ekranda ve toplumun ruhunda büyüyor.

Ne Yapmalıyız?

  • Çocuklara önce mutlu olmayı öğretmeliyiz.
  • Şahsiyet sahibi birey olmanın değerini anlatmalıyız.
  • Aile bağlarını güçlendirmeliyiz.
  • Öğretmenlerin ekonomik ve mesleki yükünü hafifletmeliyiz.
  • Yasaklı maddelerle daha güçlü mücadele etmeliyiz.
  • Medya içeriklerini yeniden denetlemeliyiz.
  • Gençlere umut veren bir gelecek sunmalıyız.

Kaybedecek Zaman Yok

Yapacak çok işimiz, gidecek çok yolumuz var. Ama kaybedecek bir saniyemiz bile yok. Çocuklarımızı bu ateşten kurtarmak zorundayız. Çünkü mesele sadece bugünün değil, yarının da meselesidir.

Hem de şimdi… Bu akşamdan itibaren.