Başsavcılık, saldırı sırasında alıkonulan Türk vatandaşlarının haklarını korumak amacıyla Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi ve Türk Ceza Kanunu çerçevesinde harekete geçti. Soruşturma; hürriyeti tahdit, yağma ve eziyet gibi ağır suçlamaları kapsıyor.
BEŞ AYRI SUÇTAN DOSYA AÇILDI
Başsavcılıktan yapılan resmi açıklamada, insani yardım aktivistlerine yönelik müdahalenin hukuki boyutları net bir şekilde ortaya konuldu. Soruşturma şu suç maddeleri üzerinden yürütülecek:
-
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
-
Ulaşım araçlarının kaçırılması ve alıkonulması
-
Nitelikli yağma
-
Mala zarar verme
-
Eziyet
ULUSLARARASI HUKUK VE TCK DAYANAĞI
Açıklamada, soruşturmanın BM Deniz Hukuku Sözleşmesi'ndeki düzenlemelerin yanı sıra 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 12. ve 13. maddeleri ile Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 15. maddesindeki yetki kurallarına dayandırıldığı belirtildi. Bu düzenlemeler, yurt dışında Türk vatandaşlarına karşı işlenen suçlarda Türk yargısının yetkili olduğunu tescil ediyor.
20 TÜRK VATANDAŞI ALIKONULDU
29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında gerçekleşen baskın sırasında, filoda bulunan 39 farklı ülkeden 345 aktivist hedef alınmıştı. Edinilen son bilgilere göre, İsrail ordusu tarafından alıkonulan 175'i aşkın kişi arasında 20 Türkiye vatandaşı da bulunuyor. İstanbul Başsavcılığı, bu vatandaşların maruz kaldığı hukuksuz uygulamaları soruşturmanın merkezine aldı.
DİĞER ÜLKELERLE DİPLOMATİK EŞGÜDÜM
Türkiye'nin başlattığı bu hukuki sürecin, saldırıyı kınayan diğer 10 ülkenin (İspanya, Brezilya, Güney Afrika vb.) yürüttüğü diplomatik çalışmalarla eş zamanlı olarak ilerlemesi bekleniyor. Başsavcılık, filodaki teknelere el konulması ve sivillere yönelik fiziksel müdahale iddialarına ilişkin delillerin toplanmasına devam edildiğini bildirdi.





