Kırıkkale Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Çağatay Sarp, Türkinform muhabiri Pelin Zengin’e konuştu.
Modern yaşamın ve dijitalleşmenin gençler arasındaki yalnızlık hissini nasıl derinleştirdiğini değerlendirdi.
Sarp, modernleşmenin dünya genelinde toplumsal özgünlükleri dikkate almayan bir süreç olduğunu belirterek, “Modernleşme, insanlığa bazı katkılar sunsa da çoğu zaman Batılı değerler çerçevesinde şekilleniyor. Bu, bireyin doğal bağlarından kopmasına ve yalnızlaşmasına yol açıyor” dedi.
SOSYAL BAĞLARIN ZAYIFLAMASI
Dijitalleşmenin modern toplumun yarattığı yalnızlık üzerinde etkili olduğunu vurgulayan Sarp, “Dijital araçlar sayesinde bilgiye ve etkileşime ulaşmak kolaylaştı ama medya ve sosyal ağlar, bireyin yalnızlık kalesini daha da pekiştirdi. Aile ve manevi bağlar zayıfladı, bireyler beğeniler üzerinden tatmin arayışına girdi. Bu durum, karakter aşınmasına yol açıyor” ifadelerini kullandı. Özellikle Türk gençliği üzerinde Batı kaynaklı kültürel etkiler ve ekonomik-kültürel istikrarsızlık nedeniyle kimlik bunalımı yaşandığını belirtti. “Gençler, mutluluğu nerede arayacaklarını bilemiyor ve giderek içe kapanıyorlar. Din, cinsiyet ve sosyal bağlar artık geçmişteki anlamını kaybediyor” ifadesini kullandı.
ÇÖZÜM AİLEDEN BAŞLIYOR
Gençler arasındaki yalnızlık ve kimlik bunalımının önüne geçmenin ilk adımı nereden başlıyor? Kırıkkale Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Sosyoloji Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Çağatay SARP bu soruyu da yanıtladı.
Sarp, aile içi ilişkilerin önemine dikkat çekti: “Ebeveynler öncelikle kendilerini denetlemeli, ardından çocuk ve gençleri sevgiyle, bağlarla yönlendirmelidir. Bu, yalnızlık ve kimlik bunalımının önüne geçmenin ilk adımıdır” diye konuştu.




