Ev sahibi ile kiracılar arasında en fazla anlaşmazlık yaşanan konulardan biri, kiraya verilen konuta hangi şartlarda girilebileceği oluyor. Evin satılması, yeni kiracıya gösterilmesi veya bakım ve onarım ihtiyacı gibi gerekçeler ev sahibine konutu görme hakkı tanıyabilse de bu hakkın kiracının özel yaşamı gözetilerek kullanılması gerekiyor.
Avukat Ümit Gürkal Egemen, Türkinform muhabiri Almila Kerküklü’ye verdiği özel röportajda, ev sahibinin kiracının izni olmadan konuta girip giremeyeceğini ve tarafların bu konudaki haklarını değerlendirdi. Açıklamaların büyük ölçüde kiralanan iş yerleri için de geçerli olduğunu belirten Egemen, mülkiyet hakkı ile konutu fiilen kullanma hakkının birbirinden farklı olduğunu vurguladı.

TAPU EV SAHİBİNİN OLSA DA KULLANIM HAKKI KİRACIYA AİT
Bir konutun kiraya verilmesinin ev sahibinin mülkiyet hakkını ortadan kaldırmadığını belirten Egemen, kira sözleşmesiyle birlikte taşınmazın kullanımının belirli veya belirsiz bir süre için kiracıya devredildiğini söyledi.
Egemen, “Bir evin sahibi olmak ile o evi fiilen kullanma hakkına sahip olmak birbirinden farklı kavramlardır. Kira ilişkisi devam ettiği müddetçe ev sahibi, yalnızca taşınmazın kendisine ait olmasından hareketle istediği zaman konuta girme hakkına sahip değildir” dedi.
Türk Borçlar Kanunu’nun 299. maddesinde kira sözleşmesinin, bir şeyin kullanılmasının veya kullanmayla birlikte ondan yararlanılmasının kiracıya bırakılması olarak tanımlandığını hatırlatan Egemen, konutun teslim edilmesiyle kiracının sözleşme süresince taşınmazı kullanma hakkı kazandığını ifade etti.
Kira sözleşmesinin mutlaka yazılı olarak düzenlenmesi gerekmediğine de dikkat çeken Egemen, “Tapu ev sahibinin olabilir ancak kira ilişkisi devam ettiği sürece o kapının arkasındaki yaşam alanı kiracıya aittir” ifadelerini kullandı.
EV SAHİBİ KONUTU HANGİ DURUMLARDA GÖREBİLİR?
Kiracının kullanım hakkının, ev sahibinin konutu hiçbir koşulda göremeyeceği anlamına gelmediğini belirten Egemen, kanunun tarafların menfaatleri arasında bir denge kurduğunu söyledi.
Türk Borçlar Kanunu’nun 319. maddesine işaret eden Egemen, kiracının; taşınmazın bakımı, satılması veya sonraki kiralama süreci için zorunlu olduğu ölçüde ev sahibinin ya da onun belirlediği üçüncü kişinin konutu görmesine izin vermekle yükümlü olduğunu kaydetti.
Egemen, “Evin satılacak olması, yeni bir kiracıya gösterilmesi veya yapılması gereken bir bakım ve onarımın bulunması hâlinde ev sahibinin konutun görülmesini istemesi mümkündür. Ancak bu düzenleme, ev sahibine dilediği zaman kapıyı açıp içeri girme hakkı vermez” diye konuştu.
Konutun gezilip görüleceği zamanın uygun bir süre önce kiracıya bildirilmesi gerektiğini belirten Egemen, ev sahibinin bu hakkını kullanırken kiracının özel hayatına özen göstermesi gerektiğini vurguladı. Egemen, kiracının konutun görülmesine katlanma yükümlülüğü ile ev sahibinin kendiliğinden konuta girmesinin birbirinden tamamen farklı durumlar olduğunun altını çizdi.
KİRACI EVİN GÖSTERİLMESİNİ SÜREKLİ ENGELLEYEMEZ
Özellikle taşınmazın satılmak istenmesi durumunda hem ev sahibinin hem de kiracının haklarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Egemen, kiracının evin satılmasını istemediği gerekçesiyle alıcı adaylarına gösterilmesini sürekli engelleyemeyeceğini belirtti.
Buna karşılık ev sahibinin de satış gerekçesiyle kiracının günlük hayatını kesintiye uğratamayacağını ifade eden Egemen, gösterim günleri ve saatlerinin tarafların koşulları dikkate alınarak belirlenmesi gerektiğini söyledi.
Egemen, “Gösterim günleri, saatleri ve sıklığı belirlenirken hem malikin taşınmazını satabilme hakkı hem de kiracının çalışma düzeni, aile hayatı ve özel yaşamı gözetilmelidir” dedi.
Kiracının haklı bir neden olmadan konutu göstermeyi reddetmesinin, ev sahibine kendi imkânlarıyla eve girme hakkı vermeyeceğini vurgulayan Egemen, uyuşmazlık yaşanması hâlinde hukuki yollara başvurulması gerektiğini belirtti. Mahkeme tarafından konutun hangi gün ve saatler arasında gösterilebileceğine ilişkin bir karar verilebileceğini ifade etti.
YEDEK ANAHTARLA EVE GİRMEK SUÇ OLUŞTURABİLİR
Ev sahibinde yedek anahtar bulunmasının uygulamada sıkça tereddüt yarattığını belirten Egemen, anahtara fiziksel olarak sahip olmanın konuta izinsiz girme hakkı sağlamadığını söyledi.
Egemen, “Bir anahtarın ev sahibinde bulunması, o anahtarın kiracının bilgisi ve rızası dışında kullanılabileceği anlamına gelmez. Anahtara fiziksel olarak sahip olmak, konuta girme hakkının bulunduğu anlamına gelmez” ifadelerini kullandı.
Kiracının evde bulunmadığı sırada yedek anahtarla konuta girilmesinin yalnızca kira sözleşmesinden doğan bir uyuşmazlık olarak değerlendirilmeyebileceğine dikkat çeken Egemen, somut olayın özelliklerine göre Türk Ceza Kanunu kapsamında inceleme yapılabileceğini belirtti.
Türk Ceza Kanunu’nun 116. maddesinde konut dokunulmazlığının ihlali suçunun düzenlendiğini hatırlatan Egemen, “Bir kişinin konutuna rızasına aykırı olarak girilmesi veya rızayla girildikten sonra çıkılmaması, konut dokunulmazlığının ihlali kapsamında değerlendirilebilir” dedi.
Bu düzenlemeyle kişinin konutundaki huzurunun, güvenliğinin ve özel yaşam alanının korunduğunu belirten Egemen, taşınmazın tapuda kimin adına kayıtlı olduğu ile konutu fiilen kimin kullandığının farklı meseleler olduğunu vurguladı.
UYUŞMAZLIĞIN ÇÖZÜMÜ YEDEK ANAHTAR DEĞİL
Kiracının kapı kilidini veya kilit göbeğini değiştirebileceğini belirten Egemen, bunun da bakım ve onarım çalışmalarını ya da konutun gerekli hâllerde gösterilmesini engellemek amacıyla kullanılamayacağını söyledi.
Ev sahibinin mülkiyet hakkı ile kiracının kullanım hakkının aynı anda varlığını sürdürdüğüne dikkat çeken Egemen, tarafların bu hakları birbirlerinin özel yaşamına ve hukuki konumuna zarar vermeden kullanması gerektiğini ifade etti.
Egemen, “Ev sahibi gerekli hâllerde konutun görülmesini isteyebilir, kiracı da belirlenen şartlarda buna izin vermekle yükümlüdür. Ancak uyuşmazlık çıktığında çözüm, yedek anahtarı kullanmak değil hukukun öngördüğü yollara başvurmaktır” dedi.




