İngiliz ve İskoç tarihçilerin yanı sıra dönemin diplomatik raporları ve Osmanlı arşiv belgeleriyle de sabit olan katliamlarda, sadece Tripoliçe'de 40 bin Türkün teslim olduğu halde vahşice öldürüldüğü hatırlatıldı. Atina yönetiminin bu karanlık sayfaları gizlemekle kalmayıp, Türk katliamını öven bir şiiri milli marş haline getirdiği ifade edildi.
MEGALİ İDEA UĞRUNA SİSTEMATİK SOYKIRIM
İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Fuat Örenç, komşu Yunanistan’ın bağımsızlığını kazandığı 1830 yılından bu yana milli kimliğini Türk düşmanlığı üzerine inşa ettiğini vurguladı. Atina’nın topraklarını genişletmek amacıyla "Megali Idea" adını verdiği yayılmacı bir siyaset izlediğini belirten Örenç, "Yunanistan bugün sürekli Türkler aleyhine propaganda yürütürken kendi karanlık sayfalarını gizliyor. 1821 Rum isyanıyla başlayan süreç, asırlar boyunca Mora'da yaşayan on binlerce Türkün acımasızca yok edilmesi ve tüm Türk izlerinin silinmesiyle sonuçlandı." dedi.
TRİPOLİÇE'DE SÖZ VERİLDİ, 40 BİN TÜRK KATLEDİLDİ
Trakya Üniversitesi Balkan Araştırma Enstitüsü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Bülent Akyay, kırsalda başlayan insan avından kaçan Türklerin Mora'nın yönetim merkezi olan Tripoliçe Kalesi'ne sığındığını aktardı. Aylarca süren kuşatmanın ardından açlığa dayanamayan sivillerin, canlarına dokunulmayacağı yönünde kesin sözler verilmesi üzerine kale kapılarını açtığını hatırlatan Akyay, "Teslim anlaşmasına hiçbir şekilde riayet edilmedi. 5 Ekim 1821'de şehir düşünce tarihte eşine az rastlanır bir vahşetle 40 bin Türk katledildi, malları yağmalandı, kadınlar ve çocuklar köle pazarlarında satıldı. Bu süreçten Yahudiler de payını aldı." ifadelerini kullandı.
KATLİAM ŞİİRİNİ MİLLİ MARŞ YAPTILAR
Yaşanan büyük dramın ardından ortaya çıkan en çarpıcı gerçeklerden biri de resmi semboller oldu. Prof. Dr. Örenç, Yunanistan’ın Tripoliçe katliamını ve Türklerin uğradığı vahşeti öven bir destanı, şiiri doğrudan kendi milli marşları haline getirdiklerini söyledi. Aynı marşın Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) tarafından da resmi marş olarak kabul edildiğine dikkat çeken Örenç, "Bugün hem Kıbrıs Rumları hem de Yunanistan, Türklere yapılan acımasız katliamları öven bir şiirden beslenen milli marşı törenlerde gururla dinlemektedir." diyerek bu durumun kabul edilemez olduğunu belirtti.
ULUSLARARASI HUKUKA GÖRE İNSANLIĞA KARŞI SUÇ
Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Emete Gözügüzelli ise Mora’daki kitlesel imha hareketinin uluslararası hukuk boyutunu masaya yatırdı. Bölgedeki sivil nüfusun tamamen yok edilerek ilerleyen dönemde Osmanlı Devleti'nin hak iddia etmesinin engellenmek istendiğini söyleyen Gözügüzelli, "Burada planlı bir yok etme kastı vardır. Yaygın ve sistematik saldırılar uluslararası hukuk nezdinde açıkça bir soykırım ve insanlığa karşı suç teşkil etmektedir. Batı dünyası o dönem 'Filhelenizm' (Yunan hayranlığı) akımı nedeniyle basında bu katliamları sansürlemiştir. Dönemin tanığı İngiliz ve İskoç tarihçilerin eserleri ile anılar, bunun sıradan bir savaş değil, bilinçli bir imha hareketi olduğunu açıkça kanıtlamaktadır." değerlendirmesinde bulundu.





