Yerel basında yükselen tepkiler, artık yalnızca çevre tartışması olmaktan çıktı; mesele doğrudan gıda güvenliği, rant düzeni ve Türkiye’nin stratejik üretim gücü olarak görülüyor.
Bölgedeki tarım yazarları ve üreticiler, özellikle narenciye bahçeleri ile birinci sınıf tarım alanlarının “taşınabilir yapı” adı altında fiilen yapılaşmaya açıldığını savunuyor. İddialara göre bazı yatırım çevreleri, mevcut imar mevzuatındaki boşluklardan yararlanarak yüzlerce dönümlük alanı parsel parsel kapatıyor.
TARIM ARAZİLERİ “TATİL KÖYÜNE” DÖNÜŞÜYOR
Kulislerde konuşulanlara göre kıyı şeritlerine yakın bölgelerde başlayan süreç artık iç kesimlere kadar ilerledi. Bir dönem portakal, limon ve seraların bulunduğu arazilerde bugün elektrik altyapısı çekilmiş lüks konteynerler, tiny house siteleri ve kaçak yaşam alanları yükseliyor.
Yerel gazeteler, bu durumun yalnızca kaçak yapılaşma meselesi olmadığını vurguluyor. Çünkü tarım toprağı bir kez betonlaştığında geri dönüşün neredeyse imkânsız olduğu belirtiliyor.
Uzmanlara göre Akdeniz havzasındaki verimli arazilerin kaybı, ilerleyen yıllarda sebze ve meyve fiyatlarında ciddi krizlere neden olabilir.
“GRİ RANT” İDDİALARI GÜNDEMDE
Bölgedeki en dikkat çekici tartışma ise “gri rant” iddiaları oldu. Resmî olarak imar izni alınamayan bölgelerde, mobil yapı adı altında kurulan sistemlerin fiilen yazlık sitelere dönüştüğü ileri sürülüyor.
Bazı yerel yayın organları, bu yapıların sosyal medyada “doğayla iç içe özgür yaşam” sloganlarıyla pazarlanmasına rağmen, arka planda çok büyük bir arazi spekülasyonu döndüğünü yazıyor.
Tarım temsilcileri ise denetim eksikliğinin fırsatçılara alan açtığını belirterek valilikler, belediyeler ve Çevre Şehircilik İl Müdürlüklerini acil müdahaleye çağırıyor.
AKDENİZ’DEKİ TOPRAK KAVGASI SADECE EKONOMİK DEĞİL
Bazı yorumcular, Türkiye’nin üretim gücünü hedef alan küresel baskılara da dikkat çekiyor. Özellikle son yıllarda Orta Doğu’da yaşanan gerilimler ve enerji merkezli stratejik hesapların ardından, tarımın artık doğrudan milli güvenlik meselesi hâline geldiği ifade ediliyor.
Bu noktada İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ve İsrail’in bölgedeki agresif politikaları da sert şekilde eleştiriliyor. Yorumlara göre savaşların, enerji koridorlarının ve gıda krizlerinin konuşulduğu bir dönemde Türkiye’nin üretim alanlarını kaybetmesi, yalnızca ekonomik değil stratejik bir zafiyet anlamına geliyor.
Uzmanlar, “Toprağını kaybeden ülke bağımsızlığını da kaybeder” uyarısında bulunurken, Akdeniz’deki kontrolsüz yapılaşmanın ileride çok daha büyük sonuçlar doğurabileceği belirtiliyor.
YEREL BASINDAN ÇAĞRI: “BUGÜN DURDURULMAZSA YARIN ÇOK GEÇ OLACAK”
Antalya ve Mersin’de yayımlanan çok sayıda yerel gazete ve köşe yazısında ortak çağrı dikkat çekiyor: Tarım arazilerinin korunması için acil ve sert denetimler yapılmalı.
Üreticiler ise yetkililere şu soruyu yöneltiyor:
“Bugün narenciye bahçelerine konteyner kurulmasına göz yumulursa, yarın Türkiye neyi ekip neyi üretecek?”




