İçişleri Bakanlığı’nın sokak hayvanlarının toplatılmasına ilişkin açıkladığı veriler kamuoyunda tartışma yaratırken, uygulamanın sahadaki etkileri de gündemdeki yerini koruyor. Hayvan hakları savunucuları, toplama sürecinin ardından bakım ve denetim aşamalarında ciddi eksiklikler olduğunu belirterek, mevcut politikanın hayvan refahı açısından yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ifade ediyor.
İçişleri Bakanlığı’nın yaklaşık 1 milyon sokak hayvanının toplatıldığı yönündeki açıklaması tartışılmaya devam ederken, sahadaki uygulamalara ilişkin eleştiriler de gündeme gelmeye devam ediyor. Hayvan Hakları Federasyonu (HAYTAP) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Avukat Senem Demirel Acar, sürece ilişkin Türkinform muhabiri Sümeyye Aksu’ya açıklamalarda bulundu.
“BELEDİYELER CEZADAN KORKTUĞU İÇİN HAYVANLARI TOPLUYOR”
Acar, bakanlığın belediyeler üzerinde ciddi bir baskı kurduğunu belirterek, bu baskının hayvanların hızlı şekilde toplanmasına yol açtığını ifade etti. Ancak asıl sorunun toplama sonrasında başladığını vurgulayan Acar, denetim eksikliğine dikkat çekti.
Sahadaki uygulamaların açıklanan verilerle büyük ölçüde örtüştüğünü belirten Acar, “Bakanlık belediyelere ‘sokaktaki hayvanı toplayacaksın’ şeklinde baskı yapıyor. Belediyeler de karşılığındaki yaptırımlardan çekindikleri için hayvanları topluyor. Yani birinci aşama uygulanıyor; hayvanlar gerçekten sokaklardan alınıyor” dedi.
Ancak bu sürecin yalnızca ilk adımının hayata geçirildiğini belirten Acar, asıl kritik olan bakım ve rehabilitasyon sürecinin ise ihmal edildiğini savundu.

“TOPLANAN HAYVANLARA NE OLDUĞU DENETLENMİYOR”
Hayvanların toplandıktan sonra hangi koşullarda yaşadığının yeterince kontrol edilmediğini dile getiren Acar, “Bakanlık, hayvanlar toplandıktan sonra ne yapıldığını denetlemiyor. O hayvanlar bakım evlerinde refah içinde mi yaşıyor, tedavi ediliyor mu, yoksa kötü koşullarda mı tutuluyor, bunun takibi yok” diye konuştu.
Yasa hazırlanırken hayvanların bakımevlerinde iyi koşullarda korunacağı yönünde bir yaklaşım sunulduğunu hatırlatan Acar, mevcut tabloda bu hedefin karşılık bulmadığını belirtti.
“REHABİLİTASYON SÜRECİNDE DE AYNI BASKI UYGULANMALI”
Sadece toplama sürecine odaklanılmasının yeterli olmadığını söyleyen Acar, bakanlığın belediyelere rehabilitasyon ve bakım konusunda da aynı düzeyde denetim uygulaması gerektiğini vurguladı. Acar, “Nasıl ki ‘hayvanları toplayın’ diye baskı yapılıyorsa, bakım ve rehabilitasyon için de aynı baskı yapılmalı. Şu an birçok yerde ‘doğal yaşam alanı’ adı altında sadece etrafı çevrili boş arazilere hayvanlar bırakılıyor. Ne barınma koşulları sağlanıyor ne de hasta hayvanlara tedavi imkânı sunuluyor” ifadelerini kullandı.

“YEREL YÖNETİMLERDE DENETİM EKSİKLİĞİ VAR”
Yerel yönetimlerin büyük bölümünün süreci yalnızca cezai yaptırımlardan kaçınmak için yürüttüğünü savunan Acar, “Maalesef birçok belediyede yaklaşım şu: ‘Hayvanı alayım, şikayet olmasın. Sonrasında ne olursa olsun.’ Çünkü içeride ciddi bir denetim mekanizması yok” değerlendirmesinde bulundu.
“ORTAYA ÇIKAN GÖRÜNTÜLER İÇLER ACISI”
Sahadan gelen görüntülerin endişe verici olduğunu belirten Acar, bakım evlerindeki koşullara ilişkin ciddi sorunlar yaşandığını ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü;
“Ne yazık ki bakım evlerinden gelen görüntüler içimizi parçalıyor. Birbirini parçalayarak ölen hayvanlar, açlıktan bir deri bir kemik kalmış canlılar, susuzluktan hayatını kaybeden hayvanlar… Bu tablo hem vicdani hem de toplumsal değerlerimizle bağdaşmıyor”
Acar, mevcut uygulamaların hem hayvan refahı hem de toplumsal hassasiyetler açısından yeniden ele alınması gerektiğini belirterek, denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi çağrısında bulundu.




