İş hayatında sıkça gündeme gelen tükenmişlik sendromu, uzmanlara göre bir anda ortaya çıkan bir sorun değil, zaman içinde biriken stresin sonucu olarak gelişiyor. Yoğun tempo, artan sorumluluklar ve dinlenme eksikliği, çalışanların fark etmeden bu sürecin içine girmesine neden oluyor. Psikolog Kerem Gümüş, konuya ilişkin Türkinform muhabiri Sümeyye Aksu’ya açıklamalarda bulundu.

“TÜKENMİŞLİK YAVAŞ İLERLER, FARK EDİLMESİ ZORLAŞIR”

Gümüş, çalışanların farkında olmadan bu sürecin içine girdiğini ve belirtilerin çoğu zaman göz ardı edildiğini ifade etti. Tükenmişliğin en önemli özelliğinin yavaş ilerlemesi olduğunu belirten Gümüş, “Tükenmişlik bir anda ortaya çıkmaz, birikir. Biriktikçe de insanın sabrı azalır. Kişi sabah işe gider ama aslında ruhu gitmek istemez. Bu noktada ciddi bir zihinsel dağınıklık başlar ve kişi kendini sürekli yorgun hisseder” dedi.

“DAYANIKLILIK HER ŞEYE KATLANMAK DEĞİL”

Psikolojik dayanıklılığın toplumda çoğu zaman yanlış yorumlandığını dile getiren Gümüş, bu kavramın her şeye katlanmak anlamına gelmediğini vurguladı. “Dayanıklılık, baskı altında dağılmadan kalabilmek, gerektiğinde sınır çizebilmek, ‘hayır’ diyebilmek ve yardım isteyebilmektir. Sürekli katlanmak değil, neye ne kadar dayanacağını bilmek gerçek güçtür” ifadelerini kullandı.

Gümüş, bireylerin kendilerini korumayı öğrenmeden sağlıklı bir psikolojik yapı oluşturamayacağını belirterek, özellikle iş hayatında sınır koymanın önemine dikkat çekti.

Kerem Gümüş-1

“MÜKEMMEL OLMAK ZORUNDA DEĞİLSİNİZ”

Tükenmişlikle baş etme yöntemlerine de değinen Gümüş, günlük hayatta yapılacak küçük değişikliklerin büyük fark yaratabileceğini söyleyerek sözlerini şöyle sürdürdü;

“Molayı ertelememek, zihni dinlendirmek, işi eve taşımamak çok önemli. Her şeyi kusursuz yapmaya çalışmak da kişiyi yıpratır. Mükemmel olmak zorunda değilsiniz”

Büyük Aile Platformu'ndan kritik açıklama: "LGBT temalı gemi istemiyoruz"
Büyük Aile Platformu'ndan kritik açıklama: "LGBT temalı gemi istemiyoruz"
İçeriği Görüntüle

Yük paylaşımının ve iletişimin önemine dikkat çeken Gümüş, çalışanların sorunlarını dile getirmekten çekinmemesi gerektiğini belirterek, “konuşmak, destek almak ve gerektiğinde yardım istemek, tükenmişliği önlemede en önemli adımlardan biridir” diye konuştu.

“ÖZ ŞEFKAT STRESİ YÖNETMENİN ANAHTARI”

Gümüş, bireylerin kendi ihtiyaçlarını önceliklendirmesinin tükenmişliği önlemede kritik rol oynadığını ifade ederek, “Yemek, dinlenme gibi temel ihtiyaçları ertelememek gerekir. Kendine öncelik vermek bir lüks değil, gerekliliktir. Biz buna öz şefkat diyoruz” ifadelerini kullandı. Öz şefkatin, bireyin kendine anlayış göstermesi ve ihtiyaçlarını fark etmesi anlamına geldiğini belirten Gümüş, bunun stres yönetiminde en etkili yöntemlerden biri olduğunu söyledi.

“SORUN İŞ DEĞİL, BİRİKEN STRES”

Gümüş, tükenmişliğin çoğu zaman işten değil, biriken stres yükünden kaynaklandığını vurgulayarak, “İnsan yıllar içinde biriken stres nedeniyle yorulur. Bu durum zamanla kişinin kendini değersiz hissetmesine yol açar” değerlendirmesinde bulundu.

Kişinin emeğinin görülmediğini hissetmesinin tükenmişliği hızlandırdığını belirten Gümüş, “Değersiz, işe yaramaz ve yaptığı işin anlamı olmadığını düşünen birey içten içe söner. Bu nedenle kişinin kendine sahip çıkması gerekiyor” dedi.

Gümüş, tükenmişlikle mücadelede en önemli adımın farkındalık olduğunu belirterek, bireylerin kendi sınırlarını tanıması ve ihtiyaçlarını göz ardı etmemesi gerektiğini vurguladı.

Muhabir: Sümeyye Aksu