Çiftçi mutsuz, tüketici mutsuz. Tarla 5 TL olan bir ürün marketlerde neden 10 katına varan rakamlarla satılıyor? Dahası Türkiye, bakliyat başta olmak üzere, diğer tarım ürünlerinde dışa bağımlı bir ülke oldu. Konunun uzmanları Türk tarımının içinde bulunduğu krizin nedenlerini Türkinform’a değerlendirdi.
Uzmanlar, Türk tarımının uzun süredir kendi gücüyle ayakta duramadığına işaret ederek, günü kurtarmaya çalışan ve geleceği belirsiz bir yapı içinde sıkıştığına dikkat çekti.
Üretenin kazanamadığı bir sistemin, tarımın sonunu getirmesinden endişe eden uzmanlar, tarıma “can suyu” verilmesi gerektiği görüşünde birleşiyor.
TARIM NEDEN NEFES ALAMIYOR?
Uzmanlara göre, bugün çiftçi için üretim yapmak neredeyse bir “kumar” haline geldi. Sürekli artan mazot, gübre, yem, ilaç ve tohum maliyetleri, elde edilen kazançla karşılanamıyor.
Tarım girdilerinin büyük bir kısmının dövize endeksli olması nedeniyle döviz kurundaki en küçük yükselişin maliyetleri katladığının altını çizen uzmanlar, bir başka temel sorunun da plansızlık olduğunu belirtiyor. Uzmanlara göre, hangi yıl, hangi ürünün ne kadar ekileceği öngörülemediği için bir yıl bolluk yaşanıyor fiyatlar çöküyor, ertesi yıl üretim azalıyor bu kez ithalat kapıları açılıyor. Bu kısır döngü, çiftçiyi üretimden soğutuyor, tüketiciyi ise pahalı gıdaya mahkum ediyor.
ÇİFTÇİ, TARLAYI TERK EDİYOR
Son yıllarda tüm dünyayı etkileyen “iklim krizi” de bir başka unsur olarak ortaya çıkıyor. Kuraklık, düzensiz yağışlar ve ani hava olayları verimi düşürüyor. Buna karşın su yönetiminin hala çağın gerisinde olması, vahşi sulamanın yaygın kullanılması, yeraltı sularını hızla tüketirken, tarımı eski alışkanlıklarla sürdürmeye çalışmanın yanlışı bir kez daha kendini gösteriyor.
Sosyal boyuta da değinen uzmanlar, tarımla uğraşan kesimin yaşının giderek yükselmesi ve genç nüfusun tarımdan uzaklaşması, köylerin boşalmasına neden olurken, bilgi ve deneyim aktarımının da koptuğuna işaret ediyor.
Bu da yetmezmiş gibi aracıların en çok kazanan kesim olarak ortaya çıkmasıyla çiftçi tarlada ürününü ucuza satarken, tüketici markette ve pazarda aynı ürünü çok daha pahalıya almak zorunda kalıyor.
ÇÖZÜM NE?
Bunca sıkıntıya rağmen çözümün hala var olduğuna inanan uzmanlar, Türkiye’de kökten bir zihniyet değişikliğine ihtiyaç olduğunu söylüyor.
“Ulusal tarım planlaması”nın derhal hayata geçirilmesi gerektiğini belirten uzmanlar, hangi bölgede hangi ürünün, ne kadar ve hangi amaçla üretileceğinin bilimsel verilerle ortaya konmasının önemli olduğunu kaydediyor. Böylece çiftçi, bir ürünü ekerken ne kazanacağını bilecek ve kendini buna göre ayarlayacak.
Öte yandan girdi maliyetlerinin düşürülmesi, yapılacak reformun başarıya ulaşmasındaki en önemli unsur olduğunu vurgulayan uzmanlar, yerli imkanlarla daha ucuza gübre ve yem üretimi, mazottaki vergi yükünün hafifletilmesi gibi unsurlarla çiftçinin yükünün azaltılması gerektiğini belirtiyor.
Uzmanlara göre, çiftçi, modern sulama sistemlerini kullanmaya geçerken, kuraklığa dayanıklı yerli tohumlarla desteklenmesi ve havza bazlı tarımın uygulanmasının önemine işaret ediyor.
GENÇ NÜFUS TARLAYA ÇEKİLMELİ
Boşalan köylerin tekrar cazip hale gelmesi ve gençlerin tarlaya dönüşü sağlanmadan tarım sektörün geleceğinin olmayacağı görüşünde birleşen uzmanlar, tarımın sosyal güvencesi olan, teknolojiyi kullanan, saygın bir meslek haline getirilmesiyle genç nüfusa sadece kredi değil, umut da verilmesiyle başarıya ulaşmanın mümkün olduğuna işaret ediyor.
Tarımdaki krizin sadece çiftçiden kaynaklı olmadığının altını çizen uzmanlar, başta gıda güvenliği olmak üzere, enflasyon, dış ticaret ve hatta ulusal güvenlik meselesi olarak görülmesi gerektiğini vurguluyor. Bugün atılmayan adımların bedelini, yarın tüm toplum kesimlerinin daha pahalı ekmek ve karne ile alışveriş günlerine dönerek ödeyeceği uyarısı yapılıyor.




