ABD Merkez Bankası'nın (Fed) son toplantı tutanakları, küresel piyasalarda faiz indirimi beklentilerinin yanı sıra yeniden faiz artırımı ihtimalinin de tartışılmasına yol açtı. İstanbul Aydın Üniversitesi Ekonomi ve Finans Bölümü Dr. Elif Kaya, Fed'in son yayımlanan Temmuz toplantı tutanaklarının piyasalardaki beklentileri önemli ölçüde değiştirdiğini söyledi. Dr. Kaya, "Fed’in son yayımlanan Temmuz toplantı tutanakları, piyasaların uykusundan uyanmasına sebep oldu. Bir süredir herkes faiz indirim döngüsünün zamanlamasını ve miktarını rahatça tartışıyordu. Bir anda kendimizi 'faiz artırımlarını yeniden masaya getiren sert bir Fed' gerçekliğiyle baş başa bulduk" ifadelerini kullandı. Kaya, özellikle üç Fed üyesinin faiz artışı yönünde oy kullanmasına dikkat çekerek, bunun yalnızca söylem düzeyinde kalan bir ayrışma olmadığını belirtti. "Özellikle üç üyenin, Logan, Kashkari ve Hammack’in, karara şerh düşerek doğrudan 25 baz puanlık artış yönünde oy kullanması, meselenin artık sadece bir söylem değil, oylara yansıyan reel bir çatışma olduğunu net biçimde gösteriyor."
FAİZ ARTIŞI MASADA, ANCAK HENÜZ ANA SENARYO DEĞİL
Fed'in yeniden faiz artırıp artırmayacağına ilişkin değerlendirmede bulunan Kaya, mevcut verilerin faiz artışını ciddi bir risk haline getirdiğini ancak bunun henüz temel senaryo olmadığını söyledi. Dr. Kaya, "Mevcut verilerle baktığımda, faiz artırımının masada ciddi bir risk olarak durduğunu ama henüz ana senaryo haline gelmediğini düşünüyorum" dedi. Bu ayrışmanın arkasında enerji fiyatları, jeopolitik gelişmeler, küresel ticaret tarifeleri ve yapay zeka altyapı yatırımlarının oluşturduğu maliyet baskılarının bulunduğunu belirten Kaya, bu unsurların çekirdek enflasyonu daha kalıcı hale getirebileceği uyarısında bulundu. "Üyelerin asıl korkusu, yüksek enflasyonun beklentilere tamamen katılaşması" diyen Kaya, Fed'in enflasyon beklentilerini kontrol altında tutmak için sert mesajlar verdiğini ifade etti.
TEK BİR ENFLASYON SÜRPRİZİ YETERLİ OLABİLİR
Kaya'ya göre son dönemde daha yumuşak gelen enflasyon verileri ve istihdam piyasasındaki ivme kaybı, Fed'in güvercin kanadını destekliyor. Ancak sonbaharda enflasyonun yeniden yukarı yönlü sürpriz yapması, faiz artışını yeniden gündemin merkezine taşıyabilir. Kaya, "Bu yüzden, tutanaklardaki sert tonu biraz da enflasyon beklentilerini dizginlemeye dönük 'sözlü yönlendirme' olarak okumak gerek. Ancak Sonbaharda enflasyon tarafında gelebilecek tek bir yukarı yönlü sürpriz bile, sembolik de olsa tek bir faiz artırımını kaçınılmaz kılabilir" değerlendirmesinde bulundu.
DOLARDA YENİ DEGERLENME DALGASI
Fed'in yeniden faiz artırması halinde küresel finansal dengelerin daha da sarsılacağını belirten Kaya, özellikle dolar ve ABD tahvillerinde sert hareketler yaşanabileceğine dikkat çekti. ABD 10 yıllık tahvil faizlerinin zaten yüksek seviyelerde bulunduğunu belirten Kaya, "ABD 10 yıllık tahvil faizleri piyasayı yumuşatmak için sisteme sürülen paraya ve likidite adımlarına rağmen zaten %4,70 bandına yerleşmiş durumda" dedi. Kaya, Fed'in yeniden faiz artırmasının piyasalarda "zirve faizi gördük" beklentisini de ortadan kaldırabileceğini belirterek, "Bu tablonun üzerine Fed’in resmen faiz artırması, 'zirve faizi gördük' illüzyonunu tamamen yıkar. Dolar Endeksi, küresel sermayenin daha da yüksek ve risk-asgari ABD getirisine kaçışıyla yeni bir değerlenme dalgasına girer" değerlendirmesini yaptı. ABD tahvil faizlerinde de yeni bir yükseliş yaşanabileceğini belirten Kaya, 10 yıllık tahvil faizlerinin yüzde 5 seviyesini aşmasının borçlanma maliyetlerini daha da ağırlaştırabileceğini ifade ederek, "Zaten yüksek olan 10 yıllık tahvil getirilerinin %5,00 eşiğini aşarak yukarı tırmanması ise sürdürülemez bir borçlanma maliyeti yaratır" dedi.
ALTINDA SERT VE ÇİFT YÖNLÜLÜK UYARISI
Fed'in faiz artırması halinde altının da iki yönlü baskıyla karşı karşıya kalabileceğini belirten Kaya, güçlü dolar ve yükselen reel faizlerin değerli metal üzerinde baskı oluşturacağını söyledi. Buna karşın küresel likidite koşulları ve enflasyonist risklerin güvenli liman talebini canlı tutabileceğini belirten Kaya, "Bu da altında sert ama çift yönlü oynaklıkları beraberinde getirir" dedi. Kaya, faiz artışının aynı zamanda kriz veya resesyon korkularını tetiklemesi halinde altının kısa sürede yeniden güç kazanabileceğine dikkat çekti.
GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELER İÇİN TABLO AĞIRLAŞACAK
Fed'in faiz artırması, gelişmekte olan piyasalar açısından da önemli riskler taşıyor. Kaya, zaten yüksek faiz ortamında zorlanan gelişmekte olan ülkelerde yeni bir ABD faiz artışının sermaye çıkışlarını hızlandırabileceğini ve dış borçlanma maliyetlerini artırabileceğini belirtti. "Gelişmekte olan ülkeler açısından ise durum net: Mevcut yüksek faiz ortamında zaten zorlanan bu ekonomiler için yeni bir faiz artırımı, taze sermaye çıkışları ve ağırlaşan dış borç yükü anlamına gelir" diyen Kaya, yerel para birimlerinin de güçlü dolar karşısında baskı altında kalacağını söyledi. Faiz artışının küresel ölçekte kriz veya resesyon korkularını güçlendirmesi halinde ise altın yeniden güvenli liman olarak öne çıkabilir olduğunu aktaran Kaya, "Gelişmekte olan ülkeler açısından ise tablo daha da karanlık; bu ülkelerden sermaye çıkışları hızlanırken dış borçlanma maliyetleri yükselir ve yerel para birimleri ağır baskı altında kalır" açıklamasında bulundu.
TÜRKİYE İÇİN "ÇİFTE BASKI" SENARYOSU
Fed'in yeniden faiz artırması halinde en kritik başlıklardan biri Türkiye olacak. Kaya, küresel borçlanma maliyetlerinin yükselmesinin Türkiye'nin finansman koşullarını zorlaştıracağını ve risk primi üzerindeki olumlu havayı bozabileceğini belirtti. Dr. Kaya, Türkiye açısından tabloyu doğrudan "çifte baskı" olarak nitelendirerek, "Türkiye için böyle bir küresel konjonktür tam anlamıyla bir 'çifte baskı' demek. Uluslararası piyasalardaki borçlanma maliyetlerimiz tırmanırken, risk primi (CDS) üzerindeki olumlu hava dağılabilir" ifadelerini kullandı.
Kaya'nın dikkat çektiği bir diğer başlık ise Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın hareket alanı oldu. Küresel faizlerin yeniden yükselmesi halinde TCMB'nin faiz indirim sürecinin daha zor bir zemine oturacağını belirten Kaya, Türk lirasını korumak ve kur şokunu engellemek için yüksek politika faizinin daha uzun süre korunabileceğini söyleyerek, "Merkez Bankası; Türk lirasını korumak, sıcak para akışını içeride tutabilmek ve kur şokunu engellemek adına yüksek politika faizini kurguladığından çok daha uzun süre sürdürmek zorunda kalır" dedi. Kaya, bunun dolar/TL üzerindeki yukarı yönlü baskının dengelenmesi açısından da ek maliyet yaratabileceğini ifade etti. Küresel faizlerdeki yükselişin Türkiye açısından yalnızca finansal piyasalarla sınırlı kalmayacağını belirten Kaya, enerji fiyatlarının da üretim maliyetleri üzerinden enflasyonist baskı yaratabileceğine dikkat çekerek şöyle devam etti:
"İşin üretim ve reel sektör tarafı ise çok daha kritik: Enerji emtialarının dolar bazlı fiyatlanması ve küresel gerilimlerle artan enerji maliyetleri, kuru dizginlemeye çalışırken bile üretim ve arz tarafında doğrudan maliyet enflasyonu yaratır. Bu da dezenflasyon patikasını son derece zorlu bir yola sokar."
ÜRETİCİ VE TÜKETİCİ AYNI ANDA SIKIŞABİLİR
Kaya, olası küresel faiz şokunun ekonomi programı üzerinde yaratabileceği baskıya da dikkat çekti. Yüksek faiz ve sıkı finansman koşullarının üreticilerin borçlanma maliyetlerini artıracağını belirten Kaya, diğer tarafta talebi sınırlamaya yönelik politikaların tüketicilerin alım gücünü baskılayabileceğini söyledi. Kaya konuya ilişkin, "Dahası, bu tablonun yarattığı ciddi bir politik ekonomi kırılması var. Bir yanda yüksek faizler ve sıkılaşan finansman koşulları altında borçlanma maliyeti tırmanan, finansmana erişimi zorlaşan bir üretici kesimi var. Diğer yanda ise talebi kısmaya dönük makroihtiyati tedbirler ve dezenflasyon süreciyle alım gücü eriyen bir tüketici kitlesi bulunuyor" değerlendirmesinde bulundu. Üretici ve tüketici tarafında oluşabilecek bu baskının ekonomi programının sürdürülebilirliği açısından önemli bir sınama yaratacağını belirten Dr. Elif Kaya, "Üretici ve tüketiciden gelebilecek bu çifte baskı ve toplumsal maliyet, uygulanan ekonomi programının sürdürülmesini ciddi anlamda zora sokacaktır" dedi.
"RİSK ARTIK KESİNLİKLE SIFIR DEGİL"
Fed'in yeniden faiz artırma ihtimalinin bugün itibarıyla temel senaryo olmadığını yineleyen Kaya, buna karşın son tutanakların küresel piyasalar ve Türkiye açısından önemli bir riskin yeniden ortaya çıktığını gösterdiğini söyledi. Kaya sözlerini şöyle tamamladı:
"Özetle; Fed’in yeniden faiz artırma ihtimali bugün için ilk seçenek olmasa da, son tutanaklar ve küresel makro dinamikler bize bu riskin artık kesinlikle 'sıfır' olmadığını ve içerideki dezenflasyon programı için en büyük dışsal tehditlerden biri olduğunu açıkça gösteriyor."




