ABD-İsrail ve İran savaşı bütün hızıyla devam ederken, Orta Doğu’nun en kritik aktörlerinden biri olan Türkiye’nin nasıl bir politika izleyeceği sorusu yeniden gündeme geldi. Ankara’nın tavrını Türkinform’a değerlendiren dış politika uzmanları, “denge politikası”nın öne çıktığı görüşünü dile getiriyor.

MESAFE VE DİPLOMASİ ÇAĞRISI

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını “uluslararası hukukun ihlali” olarak değerlendirirken, çatışmanın büyümesinin bölgeyi büyük bir istikrarsızlığa sürükleyeceğini vurguladı. Uzmanlar bu durumu, Ankara’nın savaşın büyümemesi için diplomasi çağrısı yapması ve tüm tarafları itidale davet etmesi olarak öne çıkardı.

Ayrıca Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da benzer bir çizgide konuşarak, çatışmanın genişlemesi halinde Orta Doğu’nun tamamının etkilenebileceği ve bunun küresel enerji ve finans piyasalarında ciddi sarsıntılara yol açabileceği sözlerini hatırlatan diplomasi uzmanları, bu açıklamaları, Ankara’nın doğrudan askeri ya da siyasi olarak bir blokta yer almak yerine, krizi sınırlama ve diplomasiye alan açma yaklaşımını tercih ettiğinin göstergesi olarak değerlendirdi.

DENGE POLİTİKASI İZLENİYOR

Türkiye’nin ABD ve NATO ile stratejik ilişkileri bulunduğunu, aynı zamanda İran ve Körfez ülkeleriyle ekonomik ve siyasi bağlarını korumak zorunda olduğunu belirten uzmanlar, bu nedenle Ankara’nın herhangi bir tarafın yanında açık şekilde konumlanmasının ağır sonuçları olacağını gördüğünü dile getiriyor.

EN BÜYÜK RİSK, TÜRKİYE’NİN SAVAŞA ÇEKİLMESİ

Uluslararası ilişkiler uzmanları, savaşın temel hedefinin İran’da rejim değişikliği olduğunu belirterek, Türkiye için en büyük riski, bu süreçte dolaylı biçimde bile olsa çatışmanın parçası haline gelmesi olarak görüyor.

Uzmanlar ayrıca bölgede bir askeri müdahale ile rejim değişikliği girişimlerinin geçmişte daha fazla kaos ve istikrarsızlık yarattığını hatırlatıyor.

PEKİ YA DOLAYLI ETKİLER?

Ankara, her ne kadar çatışmanın dışında kalmayı tercih etse de savaşın, güvenlik riskleri yaratma potansiyeli bulunduğunu bilerek, İran’dan ateşlenen bir füzenin Türkiye’ye yaklaşırken, NATO hava savunma unsurları tarafından imha edilmesini dolaylı risk olarak görüyor. Uzmanlara göre, bu gelişmeler, savaşın Türkiye’ye sıçrama ihtimalinin Ankara tarafından ciddiyetle takip edildiğini gösteriyor.

TEMKİN VE DİPLOMASİ

Türkiye’nin son yıllardaki dış politikası, zaman zaman daha aktif ve müdahil bir karakter gösterse de mevcut kriz karşısında Ankara’nın yeniden temkinli ve diplomasi merkezli bir çizgiye yöneldiğine dikkat çeken uzmanlar, “Yurtta barış, dünyada barış” ilkesine dönüşün göstergesi olduğuna işaret ediyor. Türkiye’nin savaşın dışında kalmaya çalışması ve diplomasi çağrılarını öne çıkarması, bu geleneğin izlerinin yansıması şeklinde değerlendiriliyor.

Uzmanların değerlendirmelerine göre, savaş bütün hızıyla ilerlerken, Türkiye’nin önünde şu üç temel hedef bulunuyor:

İşgalci İsrail ateşkes ve çerçeve anlaşmasına rağmen saldırıyor
İşgalci İsrail ateşkes ve çerçeve anlaşmasına rağmen saldırıyor
İçeriği Görüntüle

- Savaşın Türkiye sınırlarına sıçramasını engellemek.

- NATO ilişkilerini korurken, İran ve bölge ülkeleriyle diplomatik kanalları açık tutmak.

- Enerji, ticaret ve güvenlik dengelerini sarsmadan krizi yönetmek.

Bu nedenle Ankara’nın bugün izlediği politika, birçok uzmana göre, “taraf olmadan denge kurmak” şeklinde özetleniyor.

Türkiye’nin gerçekten “Yurtta barış, dünyada barış” çizgisine kalıcı olarak dönüp dönmeyeceği ise büyük ölçüde savaşın seyrine ve Orta Doğu’daki güç dengelerinin nasıl şekilleneceğine bağlı olacak.

Muhabir: Ömür Melih ÜZELCE