Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), Türkiye’nin uzun yıllara dayanan ormancılık ve orman yangınlarıyla mücadele deneyiminin Orta Asya ülkeleriyle paylaşılması için çalışmalar yürütüyor. FAO Türkiye Temsilci Yardımcısı Ayşegül Selışık, Güney-Güney işbirliği kapsamında Kazakistan, Özbekistan ve Kırgızistan gibi dost ve kardeş ülkelerle ortak eğitim programları düzenlendiğini açıkladı.
Türkiye’de geliştirilen yangın önleme, erken müdahale ve yangın sonrası ekosistem restorasyonu uygulamalarının bölgesel ölçekte paylaşılması hedeflenirken, teknolojik imkanlardan da yararlanılıyor. Selışık, UNEP ortaklığındaki Küresel Yangın Yönetim Merkezi aracılığıyla uydu bazlı erken uyarı sistemleri ve yangın davranış analizlerinin sahadaki karar vericilerin kullanımına sunulduğunu belirtti.
TÜRKİYE’NİN DENEYİMİ KAZAKİSTAN, ÖZBEKİSTAN VE KIRGIZİSTAN’A TAŞINIYOR
Selışık, Türkiye’nin ormancılık ve yangın yönetimi alanında sahip olduğu bilgi birikiminin yalnızca ülke içinde değil, bölgedeki diğer ülkeler için de önemli bir kaynak haline geldiğini söyledi. Bu doğrultuda Kazakistan, Özbekistan ve Kırgızistan’dan uzmanların da katıldığı ortak eğitim ve kapasite geliştirme programları gerçekleştiriliyor.
FAO-Türkiye Ormancılık Ortaklık Programı kapsamında Antalya’daki Uluslararası Türk Ormancılık Eğitim Merkezi’nin teknik ve kurumsal kapasitesi de güçlendiriliyor. Simülasyon sistemleri, modern eğitim modülleri ve uygulamalı programlarla yangın öncesi hazırlıktan müdahaleye, yangın sonrasındaki restorasyona kadar birçok başlıkta uzmanlara eğitim veriliyor.
Bu çalışmalarla Türkiye’nin sahip olduğu deneyimin Orta Asya ve Kafkasya ülkelerine aktarılması, ülkeler arasında ortak öğrenme ve bilgi paylaşımının güçlendirilmesi amaçlanıyor.

UYDU BAZLI ERKEN UYARI SİSTEMLERİ DEVREDE
FAO’nun yangınlarla mücadelede üzerinde durduğu önemli başlıklardan biri de teknolojinin daha etkin kullanılması. Selışık, UNEP ortaklığındaki Küresel Yangın Yönetim Merkezi üzerinden uydu verilerine dayalı erken uyarı sistemlerinin sahadaki karar vericilere ulaştırıldığını belirtti.
Yangın davranış analizleri sayesinde riskli bölgelerin önceden belirlenmesi, yangının yayılma yönünün tahmin edilmesi ve müdahale ekiplerinin daha hızlı yönlendirilmesi hedefleniyor. Böylece yangınla mücadelede yalnızca yangın çıktıktan sonraki söndürme faaliyetlerine değil, önleme ve hazırlık süreçlerine de ağırlık veriliyor.
Selışık, iklim değişikliği nedeniyle aşırı yangın olaylarının sıklığının yüzyılın ortasına kadar yüzde 30, yüzyılın sonuna kadar ise yüzde 50’ye varan oranlarda artabileceğinin öngörüldüğünü ifade etti.

TÜRKİYE’DE YANGINLARIN YÜZDE 90’I İNSAN KAYNAKLI
Orman Genel Müdürlüğü verilerine değinen Selışık, geçen yıl Türkiye’de meydana gelen 3 bin 224 orman yangınında toplam 81 bin 473 hektarlık alanın zarar gördüğünü söyledi. Yangın sayısının bir önceki yıla göre azalmasına rağmen yanan alan miktarının yaklaşık üç katına çıkmasının, yangınların şiddetindeki değişimi ortaya koyduğunu belirtti.
Türkiye’de geçen yıl çıkan yangınların yaklaşık yüzde 90’ının insan faktöründen kaynaklandığına dikkat çeken Selışık, yalnızca ihmal sonucu çıkan yangınların 40 bin hektardan fazla alanı etkilediğini kaydetti.
Bu nedenle yangınlarla mücadelenin yalnızca söndürme operasyonları üzerinden yürütülmemesi gerektiğini vurgulayan Selışık, yerel halkın bilinçlendirilmesi, erken farkındalık çalışmaları ve risk azaltıcı uygulamaların sistematik şekilde hayata geçirilmesinin önem taşıdığını söyledi.
YANGINLA MÜCADELEDE YENİ YAKLAŞIM
FAO, orman yangınlarına karşı “Bütünleşik Yangın Yönetimi” modelini uyguluyor. Bu yaklaşım yangınların incelenmesi, risklerin azaltılması, hazırlık, müdahale ve yangın sonrasındaki iyileştirme süreçlerini tek bir sistem içerisinde ele alıyor.
Selışık, orman yangınlarının büyük bölümünün önlenebilir olduğuna işaret ederek yangın yönetiminin yalnızca bir acil durum meselesi olarak görülmemesi gerektiğini belirtti. Özellikle İzmir, Muğla ve Antalya gibi yangın riskinin yüksek olduğu bölgelerde yaşayan kırsal toplulukların çözümün doğrudan parçası haline getirilmesi hedefleniyor.
Yerel bilgi ve deneyimin modern yangın yönetimi yöntemleriyle bir araya getirilmesiyle, hem yangın öncesindeki risklerin azaltılması hem de yangın sonrasındaki toparlanma sürecinin daha sağlıklı yürütülmesi amaçlanıyor.
YANAN ORMANLAR İÇİN BİLİM TEMELLİ RESTORASYON
FAO, yangınların ardından zarar gören ekosistemlerin yeniden ayağa kaldırılması için de çalışmalar yürütüyor. 2021’deki büyük orman yangınlarının ardından Muğla’da başlatılan “Yangın Sonrası Orman ve Maki Ekosistemlerinin Restorasyonu Projesi” kapsamında Orman Genel Müdürlüğü ve Doğa Koruma Merkezi ile ortak çalışmalar gerçekleştirildi.
Proje kapsamında yangınların biyolojik çeşitlilik üzerindeki etkileri incelenirken, Türkiye’nin ilk kapsamlı Biyolojik Çeşitlilik Odaklı Yangın Sonrası Ekosistem Restorasyonu Rehberi de hazırlandı. Rehber; doğal gençleşmenin desteklenmesi, erozyonun önlenmesi, habitatların korunması ve iklim değişikliğine daha dayanıklı ekosistemlerin oluşturulması için bilimsel bir yol haritası sunuyor.
Selışık, orman yangınlarıyla mücadelenin alevlerin söndürülmesiyle sınırlı olmadığını vurgulayarak yangın öncesi risk azaltma, etkili müdahale ve yangın sonrası ekosistem iyileştirmesinin birlikte yürütülmesi gerektiğini belirtti. FAO’nun Türkiye’nin bu alandaki deneyimini bölgedeki diğer ülkelere aktararak ortak bir mücadele kapasitesi oluşturmayı hedeflediğini ifade etti.





