Türkiye’de uzun yıllardır tartışma konusu olan ücretli öğretmenlik uygulaması, artan öğretmen açığı ve ağır çalışma koşullarıyla gündemden düşmüyor. Özellikle düşük ücret, güvencesiz çalışma ve eğitim kalitesine etkileri üzerinden eleştirilen sistem, hem öğretmenler hem de eğitim politikaları açısından çözüm bekleyen yapısal bir sorun olarak öne çıkıyor.
Ücretli Öğretmenler Dayanışma Derneği Başkanı Levent Atasoy, Türkiye’de yıllardır tartışma konusu olan ücretli öğretmenlik sistemi ve sahadaki tabloya ilişkin çözüm önerilerini TURKINFORM’A anlattı.
“GERÇEK SAYI AÇIKLANANIN ÇOK ÜZERİNDE”
62 ilde tespit edilen 71 bin 757 ücretli öğretmen sayısının sorunun yalnızca görünen kısmı olduğunu ve mevcut sistem öğretmenlerini ciddi bir güvencesizlik içine sürüklediğine dikkat çekti.
Atasoy, 62 ilde tespit edilen 71 bin 757 ücretli öğretmen sayısının gerçeği tam yansıtmadığını belirterek, “Bu veriler sadece cevap veren illeri kapsıyor. Türkiye genelinde ücretli öğretmen sayısı çok daha fazla. Yani sorun açıklanandan daha büyük ve yaygın” dedi. Öğretmen açığının kapatılmasında bu yöntemin yaygın şekilde kullanıldığını ifade eden Atasoy, bunun kalıcı bir çözüm yerine günü kurtarmaya yönelik bir politika olduğunu savundu.
“ASGARİ ÜCRETİN ALTINDA MAAŞ, YARIM SİGORTA”
Ücretli öğretmenlerin çalışma koşullarını “ağır ve adaletsiz” olarak nitelendiren Atasoy, şunları söyledi:
“Bu insanlar yarım SGK primiyle çalıştırılıyor. Maaşları çoğu zaman asgari ücretin bile altında kalıyor. Üstelik kar tatillerinde, ara tatillerde ve yaz döneminde ücretleri kesiliyor. Yani yılın tamamında düzenli bir gelirleri yok.”
Artan yaşam maliyetlerine de dikkat çeken Atasoy, özellikle büyük şehirlerde öğretmenlerin geçim mücadelesinin daha da zorlaştığını vurgulayarak, “Bugün kiraların 30-40 bin liraya ulaştığı bir ortamda öğretmenler 10-20 bin lira bandında maaş alıyor. Bu şartlarda yaşamalarını beklemek gerçekçi değil” ifadelerini kullandı.
“EĞİTİM KALİTESİ DOĞRUDAN ETKİLENİYOR”
Atasoy, ücretli öğretmenlik sisteminin yalnızca öğretmenleri değil, eğitim kalitesini de olumsuz etkilediğine dikkati çekti. Atasoy, “Geçim derdi yaşayan, sürekli iş güvencesi kaygısı taşıyan bir öğretmenin verimli olması mümkün değil. Birçok öğretmen ek iş yapmak zorunda kalıyor. Bu da ister istemez eğitim kalitesine yansıyor” değerlendirmesinde bulundu.
“FORMASYONSUZ GÖREVLENDİRMELER EĞİTİMDE RİSK OLUŞTURUYOR”
Özellikle pedagojik formasyonu olmayan kişilerin öğretmen olarak görevlendirilmesini eleştiren Atasoy, “Eğitim fakültesi mezunu olmayan, hatta iki yıllık mezunların bile sınıfa girdiği bir sistemden bahsediyoruz. Bu durum özellikle ilkokul ve özel eğitim gibi hassas alanlarda ciddi riskler doğuruyor” dedi.
“20 YIL ÇALIŞAN ÖĞRETMEN EMEKLİ OLAMIYOR”
Sistemin sosyal boyutuna da değinen Atasoy, uzun yıllar çalışan ücretli öğretmenlerin büyük mağduriyet yaşadığını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü;
“10-20 yıl bu işi yapan insanlar var ama emekli olamıyorlar. Çünkü primleri eksik yatıyor. Aile kuramayan ya da kurduğu düzeni sürdüremeyen çok sayıda öğretmen var. Bu artık bireysel değil, toplumsal bir sorun.”
“BU SİSTEM HUKUK VE SOSYAL DEVLET ANLAYIŞIYLA BAĞDAŞMIYOR”
Milli Eğitim Bakanlığı’na yönelik eleştirilerde bulunan Atasoy, uygulamanın hukuki boyutuna dikkat çekerek, “Bu sistem, devlet eliyle güvencesiz ve düşük ücretli iş gücü çalıştırmaktır. Biz dernek olarak gerekli başvuruları ve suç duyurularını yaptık. Bu uygulamanın sosyal devlet anlayışıyla bağdaşmadığını düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.
“ATAMA YERİNE UCUZ İŞ GÜCÜ TERCİH EDİLİYOR”
Atasoy, öğretmen açığının kadrolu atamalarla değil, ücretli öğretmenlerle kapatılmaya çalışıldığını belirterek, “Gençler yıllarca okuyup mezun oluyor, atanmayı bekliyor. Ancak yeterli atama yapılmıyor. Bunun yerine daha düşük maliyetli bir sistem tercih ediliyor” şeklinde konuştu.
ÇÖZÜM; KADRO VE STATÜ
“Çözüm önerilerimiz hazır” diyen Atasoy, dernek olarak taleplerini yetkililerle paylaştıklarını belirterek, yeni başlayan ücretli öğretmenlere statü ve iş güvencesi sağlanması, maaş ve özlük haklarının iyileştirilmesi, uzun yıllardır görev yapan yaklaşık 10 bin “emektar” ücretli öğretmene kadro verilmesi ve öğretmen açığının kapatılması için en az 100 bin atama yapılması gerektiğini vurguladı.
Atasoy, tüm bu sorunların artık yalnızca mesleki değil, aynı zamanda vicdani bir mesele haline geldiğini ifade Ederek sözlerini şu sözlerle tamamladı;
“Eğitim bir ülkenin geleceğidir. Bu kadar kritik bir alanda öğretmenleri bu şartlarda çalıştırmak kabul edilemez. Bu mesele artık sadece ekonomik değil, vicdani bir boyut kazanmıştır. Yetkililerin bu soruna kalıcı çözüm üretmesi gerekiyor.”





