Türkiye’de yatırım yapmak isteyenlerin önünde her geçen gün daha fazla seçenek bulunuyor. Altın, döviz, mevduat, borsa, fonlar ve kripto varlıklar farklı risk ve getiri beklentilerine göre tercih edilirken, gayrimenkul uzun vadeli yatırım denince öne çıkan araçlardan biri olmayı sürdürüyor. Özellikle uzun vadeli düşünen yatırımcılar için konut, arsa ve iş yeri gibi taşınmazlar dikkat çekiyor. Gayrimenkulün somut bir varlık olması, kira geliri sağlayabilmesi ve uzun vadede değer kazanma beklentisi, yatırımcıların ilgisini canlı tutuyor. Konutun yanı sıra arsa yatırımı da daha uzun vadeli düşünenlerin tercihleri arasında bulunuyor. Ancak gayrimenkulde yatırım kararı verirken bölgenin gelişim potansiyeli, ulaşım imkanları, kira getirisi ve satın alma maliyeti gibi birçok unsurun birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.
ALTIN GÜVENLİ LİMAN ÖZELLİĞİNİ KORUYOR
Gayrimenkulün yanı sıra altın, Türkiye’de yatırımcıların en çok tercih ettiği araçlardan biri olmayı sürdürüyor. Özellikle ekonomik belirsizlik ve yüksek enflasyon dönemlerinde altın, birikimlerini korumak isteyenlerin başvurduğu yatırım araçlarının başında geliyor. Gram altın, çeyrek altın ve fiziki altının yanı sıra altına dayalı finansal ürünler de yatırımcıların seçenekleri arasında yer alıyor.
DÖVİZ VE MEVDUAT DA YATIRIMCININ RADARINDA
Dolar ve euro da Türkiye’de tasarruf sahiplerinin yakından takip ettiği yatırım araçları arasında bulunuyor. Döviz, özellikle TL karşısındaki hareketler nedeniyle yatırımcıların portföylerinde yer buluyor. Öte yandan yüksek faiz ortamında vadeli mevduat da daha düşük risk tercih eden yatırımcıların ilgisini çekiyor. Mevduatın en önemli avantajı, yatırımcının getirisini önceden daha net hesaplayabilmesi olarak öne çıkıyor.
BORSA VE FONLARDA RİSK-GETİRİ DENGESİ ÖNEMLİ
Daha yüksek getiri arayan yatırımcıların adreslerinden biri ise Borsa İstanbul oluyor. Hisse senetleri ve yatırım fonları, uzun vadeli büyüme potansiyeli arayan yatırımcılar tarafından tercih edilebiliyor. Ancak borsa ve fonlarda getirinin garanti olmadığı, piyasa dalgalanmalarının yatırımcının anaparasını da etkileyebileceği unutulmamalı.
PEKİ TÜRK YATIRIMCISI NE ARIYOR?
Yatırım tercihleri değişse de Türkiye’de yatırımcının temel beklentileri büyük ölçüde aynı: Parasının değerini korumak, mümkünse düzenli gelir elde etmek ve uzun vadede birikimini büyütmek. Bu noktada gayrimenkul, kira geliri ve fiziksel bir varlığa sahip olma avantajı nedeniyle diğer yatırım araçlarından ayrışıyor.
“YATIRIMCI PROFİLİ DEĞİŞTİ!”
Akademisyen ve Yazar Mehmet Canıtatlı, Türkinform’dan Beyza Coşkun’a özel yaptığı açıklamada şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bir yatırımcı gözüyle bakarsak bir de şimdi geçmişe göre baktığımızda Türkiye'de yatırımcı profilinde büyük bir değişim görüyoruz. Özellikle pandemi sonrası çok hızlı kazanç odaklı beklentiler hâkim. Bundan dolayı altınla ilgili zaten epeyce bir prim yapmıştı. Bunun devamlılığının olmayacağını geçen sene gözlemledik. Yani herhangi bir savaş veyahut barış zamanında da bunları test ettik. Artık altının olağanüstü yukarıya çıkması ya da olağanüstü aşağı inmesi diye bir beklentim yok. Ama öte yandan özellikle altın yerine diğer yatırım araçlarında tercihleri olanlarda toprak her zaman kazandırır. Türk halkının da göz ardı etmediği bir yatırım aracı modeli.”
ALTININ AKIBETİ NE OLUR?
Canıtatlı, başka yatırım araçlarının da olduğunu anımsatarak, “Özellikle dijital platformlar üzerinden. Buna buna alışmak zor. Yani geleneksel bir yatırım modeli var Türkiye'de. Bunun için ne kadar çabalanırsa çabalansın daha kanunlarda bana göre entegrasyon tam sağlanmış değil. O yüzden o güvenin zemini tam oluşmadan biz maalesef beş yatırım aracı dışındakilere yönelmenin güç olacağı düşüncesindeyim. Nedir bunlar? Gayrimenkul odaklı yatırım araçları var. Değerli metallerle ilgili olanlar. Değerli bitki… Onunla ilgili de borsa var. Gıda borsası diyelim. Onda bile bir tam böyle yönelinmiş, kemikleşmiş kitlenin var olmadığını görüyoruz. Türkiye'de onca bitkinin veya diğer değerli ürünlerin yetiştirilmesi ihracatı var olduğu halde. Kısacası altınla ilgili olağanüstü yükselecek veya olağanüstü geriye düşecek şeklinde yapılan yorumlara katılmıyorum” görüşünü paylaştı.




