Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) 4-5 Kasım 2023 tarihinde gerçekleştirilen, Kemal Kılıçdaroğlu’nun koltuğunu kaybettiği, Genel Başkanlık koltuğuna Özgür Özel’in oturduğu kurultay, mahkemeye taşınmıştı.

Kurultayda, “yolsuzluk ve usulsüz” yapıldığı iddiası gündeme getirilmiş ve Cumhuriyet Halk Partisi'nden ihraç edilen Lütfü Savaş ve bazı isimler, kurultayın iptali için dava açmıştı.

Kamuoyunda uzun süredir takip edilen ve oldukça tartışılan kurultaya ilişkin geçtiğimiz günlerde bir gelişme yaşandı. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi, “mutlak butlan” kararını açıkladı.

Bu kapsamda, CHP’nin 4-5 Kasım 2023 tarihli kurultayı iptal edilirken, mevcut Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özgür Özel ve parti organlarının tedbiren görevden uzaklaştırılırken, Kemal Kılıçdaroğlu’nun görevine devam etmesine karar verildi.

CHP’DEKİ ‘MUTLAK BULTAN’ KRİZİ EKONOMİYİ NASIL ETKİLEYECEK? EKONOMİSTTEN ÇARPICI DEĞERLENDİRME

Her geçen gün siyasi hareketliliğin ve gerilimin arttığı gelişmeler yakından takip edilirken, yaşananların ülke ekonomisine olası etkileri de merak konusu oluyor. Peki, CHP’deki “mutlak butlan” tartışması ekonomiyi nasıl etkileyebilir? Ekonomist Elif Kaya, konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Şirketlere can suyu, emekliye seyyanen zam şart!
Şirketlere can suyu, emekliye seyyanen zam şart!
İçeriği Görüntüle

"HUKUKİ ÖNGÖRÜLEBİLİRLİK ENDEKSİ AÇISINDAN KISA VADELİ BİRER İSKONTO UNSURU OLUŞTURABİLİR”

Ekonomik istikrarın kurumsal yapılan öngörülebilirliği ve hukuki güven zemininden beslendiğini ifade eden Elif Kaya, Türkiye gibi yüksek enflasyon eğilimi gösteren ve yapısal olarak dış finansman ihtiyacı bulunan ekonomilerde, ana muhalefet partisinin kurumsal meşruiyeti ve hukuki statüsü üzerindeki belirsizlik algılarının uluslararası piyasalarda "hukuki öngörülebilirlik" endeksi açısından kısa vadeli birer iskonto unsuru oluşturabileceğini söyledi. Bu durumun ülkenin risk primini (CDS) yukarı yönlü baskılayarak ya da dezenflasyon programının getirmesi beklenen düşüş ivmesini dönemsel olarak sınırlayabileceğini aktaran Kaya, “CDS priminde oluşabilecek bu kısa süreli katılık, hazinenin ve kredisi sağlayan bankaların dış borçlanma maliyetlerine geçici bir yük getirebilir. Fonlama maliyetlerindeki bu olası artış ise öncelikle yurt içi kredi faizlerine ve nihayetinde reel sektörün finansman yüküne yansıyabilir.” Dedi.

Kaya, şöyle devam etti:

“Yatırım teorisinde aktörler, net negatif ya da net pozitif senaryoları modelleyebilirken, "belirsizlik" (uncertainty) durumunu fiyatlamakta zorlanırlar. Siyasal zemindeki bu gri alan, hem yerli hem de yabancı doğrudan yatırımlarda (FDI) kararların kısa bir süre için ertelenmesi (holding cost of uncertainty) sonucunu doğurabilir. Şirketler, sabit sermaye yatırımlarını ve kapasite artırım kararlarını "siyasal görünürlük artana kadar" kısa vadede askıya aldıklarında, potansiyel büyüme hızı geçici olarak ivme kaybedebilir.

“SERMAYE PİYASALARININ DERİNLEŞMESİNİN KISA VADEDE YAVAŞLAMASINA YOL AÇABİLİR”

Aynı zamanda, finansal piyasalar bu tür yapısal meşruiyet tartışmalarını mikro verilerden bağımsız olarak kısa dönemde fiyatlara yansıtabilir. Şirketlerin kârlılık rasyoları veya bilanço yapıları ne kadar güçlü olursa olsun, makro plandaki bu kurumsal belirsizlik borsa endeksi üzerinde kısa süreli bir direnç oluşturabilir. Uluslararası kurumsal yatırımcılar varlık fiyatlaması yaparken portföye dönemsel bir "siyasi risk iskontosu" (political risk discount) yansıtabilirler. Bu durum, varlıkların adil değerinin altında fiyatlanmasına ve sermaye piyasalarının derinleşmesinin kısa vadede yavaşlamasına yol açabilir.”

YABANCI YATIRIMCI FIRSAT ARAYIŞINDA

Piyasa Uzmanı İslam Memiş, yabancı yatırımcıların bu süreçte Türkiye’ye bakışı nasıl olur? Sorusuna ise, “Yabancı yatırımcıların süreçten olumsuz etkilenmek yerine fırsat arayışında olduğunu düşünüyorum. Döviz ve faiz tarafında ciddi kazanç elde ettikleri bir dönem yaşandı. Borsadaki sert düşüşler ve TL’deki zayıflama yabancı yatırımcı açısından alım fırsatı oluşturabilir. Yabancı yatırımcılar piyasalardaki dalgalanmaları fırsata çevirmeye çalışır. Bu nedenle “yabancı yatırımcı Türkiye’den çıkar” görüşüne katılmıyorum. Yabancı yatırımcı için temel unsur kazanç potansiyelidir. Kazanç gördüğü sürece piyasaya giriş yapmaya devam eder” dedi.

Muhabir: Ecem Çetin