İstanbul Finans Merkezi (İFM), Türkiye’nin küresel finans sistemindeki konumunu güçlendirmeyi hedefleyen stratejik projelerden biri olarak öne çıkıyor. Finansal hizmetlerin tek çatı altında toplanmasını amaçlayan İFM, hem yerli hem de uluslararası yatırımcılar için cazibe merkezi olmayı hedeflerken, ülke ekonomisine katkısı, mevcut işleyişi ve uzun vadeli hedefleriyle dikkat çekiyor.

Eski Devlet Bakanı ve Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Sabri Tekir, İstanbul Finans Merkezi’nin (İFM) mevcut durumu, hedefleri ve Türkiye ekonomisi içindeki yeri hakkında Türkinform muhabiri Sümeyye Aksu’ya açıklamalarda bulundu.

Sabri Tekir

İslam Memiş'ten yatırımcılara dikkat çeken mesaj: "Bu yıl kazanma değil, toplama yılı"
İslam Memiş'ten yatırımcılara dikkat çeken mesaj: "Bu yıl kazanma değil, toplama yılı"
İçeriği Görüntüle

“İSTANBUL’UN FİNANS MERKEZİ HEDEFİNDE BEKLENTİLER KARŞILANMADI”

İstanbul’un uzun yıllardır küresel bir finans merkezi haline getirilmesinin hedeflendiğini hatırlatan Tekir, bu doğrultuda çeşitli adımlar atıldığını ancak gelinen noktada beklenen sonucun elde edilemediğini ifade etti. Bu sürecin yeni olmadığını belirten Tekir, daha önce Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın İstanbul’a taşınmasının da gündeme geldiğini, ancak çeşitli nedenlerle bu planın hayata geçirilemediğini söyledi.

İFM HEDEFLERİNİN GERİSİNDE Mİ KALDI?

Yaklaşık 15 yıl önce İstanbul Ataşehir’de yapımına başlanan İstanbul Finans Merkezi’nin büyük bir maliyetle tamamlandığını ve 2023 yılında hizmete açıldığını hatırlatan Tekir, kamu bankalarının ve bazı finans kuruluşlarının buraya taşındığını ancak merkezin henüz beklenen ilgiyi görmediğini dile getirdi. Tekir, “Başlangıçta İFM’nin dünyanın en önemli 10 finans merkezinden biri olması, on binlerce kişiye istihdam sağlaması hedefleniyordu. Ancak bugün gelinen noktada bu hedeflerin gerisinde kalındığını görüyoruz” dedi.

İFM’nin doluluk oranına da dikkat çeken Tekir, merkezin şu an itibarıyla yaklaşık yüzde 50 seviyesinde doluluk oranına ulaştığını belirterek, yerli finans kuruluşlarının dahi taşınma konusunda temkinli davrandığını ifade etti. Bu durumun, merkezin cazibe merkezi olma iddiasını zayıflattığını dile getiren Tekir, sadece fiziki altyapının yeterli olmadığını vurguladı.

İ F M,

“GÜÇLÜ HUKUK SİSTEMİ OLMADAN FİNANS MERKEZİ OLUNAMAZ”

Uluslararası finans merkezlerinin başarısında güven ortamının en önemli unsur olduğunu belirten Tekir, hukukun üstünlüğü, öngörülebilir ekonomi politikaları ve güçlü kurumsal yapıların yatırımcılar açısından belirleyici rol oynadığını söyledi. Tekir, “Dünyadaki başarılı finans merkezlerine baktığımızda sadece binalarla değil, güçlü bir hukuk sistemi, şeffaflık ve uluslararası entegrasyonla öne çıktıklarını görüyoruz. Bu unsurlar olmadan bir finans merkezinin küresel ölçekte rekabet etmesi mümkün değildir” değerlendirmesinde bulundu.

İFM İÇİN YAPISAL REFORM VE GÜVEN ORTAMI ÇAĞRISI

İFM’nin daha işlevsel hale getirilebilmesi için kapsamlı yapısal reformlara ihtiyaç olduğunu dile getiren Tekir, finansal sistemin uluslararası yatırımcılar açısından daha cazip hale getirilmesi gerektiğini ifade etti. Özellikle yabancı sermayenin Türkiye’ye çekilebilmesi için ekonomik güven ortamının güçlendirilmesi gerektiğini belirten Tekir, sık değişen ekonomi politikalarının ve belirsizliklerin yatırım kararlarını olumsuz etkileyebileceğini söyledi.

“İFM İÇİN ASIL İHTİYAÇ: GÜVEN VE GÜÇLÜ EKONOMİ POLİTİKALARI”

İstanbul’un coğrafi konumu, ulaşım imkanları ve bölgesel potansiyeli açısından önemli avantajlara sahip olduğunu belirten Tekir, bu potansiyelin doğru politikalarla desteklenmesi halinde İFM’nin daha etkin bir yapıya kavuşabileceğini ifade etti. Ancak mevcut haliyle merkezin istenilen düzeyde bir çekim merkezi oluşturamadığını yineleyen Tekir, sürecin sadece inşaat ve fiziki yatırımlarla değil, bütüncül bir ekonomik vizyonla ele alınması gerektiğini vurguladı.

Tekir, değerlendirmesinin sonunda Türkiye’nin finans merkezi olma hedefinin tamamen terk edilmemesi gerektiğini ancak bu hedefe ulaşmak için güven, istikrar ve uluslararası standartlara uyumun öncelikli hale getirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Muhabir: Sümeyye Aksu