Gazete, İsrail'de seçim sürecine yaklaşılırken Netanyahu'nun Gazze, Lübnan veya Batı Şeria'da yeni bir askeri hamle yapıp yapmayacağının tartışıldığını, ancak bu kez dikkatlerin Suriye'nin kuzeyine ve dolayısıyla Türkiye'ye çevrildiğini yazdı.
Haaretz'in değerlendirmesinde, “Netanyahu'nun Suriye'nin kuzeyinde bir hamle yaparak Türkiye ile cepheyi genişletmeyi tercih ettiği” görüşüne yer verilmesi dikkat çekti.
İSRAİL BASININDA “TÜRKİYE İLE CEPHE” YORUMU
Suriye, son dönemde Ankara ile Tel Aviv arasındaki güvenlik rekabetinin en kritik başlıklarından biri haline geldi. Türkiye'nin yeni Suriye yönetimiyle geliştirdiği ilişkiler ve ülkedeki askeri etkisi İsrail'de yakından takip edilirken, İsrail'in Suriye topraklarına yönelik saldırıları da iki ülkenin güvenlik çıkarlarının aynı sahada karşı karşıya gelmesi riskini artırıyor.
Haaretz ise yaşananları yalnızca Suriye içerisindeki askeri gelişmeler üzerinden değerlendirmedi. Gazetenin kullandığı “Türkiye ile cepheyi genişletmek” ifadesi, İsrail'deki bazı çevrelerin Suriye'deki gelişmeleri artık doğrudan Türkiye-İsrail rekabeti çerçevesinde ele aldığını ortaya koydu.

“GÜVENLİK YALNIZCA BOMBALAYARAK SAĞLANAMAZ”
Haaretz'in Netanyahu hükümetine yönelik eleştirisinin merkezinde ise İsrail'in askeri güce dayalı güvenlik anlayışı bulunuyor.
Gazete, tehditlerin yalnızca hava saldırıları ve askeri operasyonlarla ortadan kaldırılamayacağını savunarak diplomasiye işaret etti.
Haaretz'deki değerlendirmede, “Yalnızca bombalayarak güvenlik oluşturamaz ve tehditleri engelleyemezsiniz. Bu, diplomasinin ve iyi düşünülmüş bir politikanın yerini tutamaz” görüşü dile getirildi.
Netanyahu döneminde kapsamlı ve uzun vadeli bir siyasi stratejinin anlamını kaybettiği öne sürülürken, İsrail'in farklı cephelerde askeri güç kullanmasının kalıcı güvenlik üretip üretmediği sorgulandı.

GAZZE, LÜBNAN, BATI ŞERİA DERKEN SURİYE
Haaretz'in değerlendirmesinde seçim sürecine ilişkin vurgu da öne çıktı. İsrail kamuoyunda Netanyahu'nun seçim öncesinde hangi cephede askeri gerilimi yükseltebileceğinin tartışıldığı belirtilirken Gazze, Lübnan ve Batı Şeria seçenekleri sıralandı.
Ancak gazeteye göre Netanyahu bu kez Suriye'nin kuzeyinde harekete geçerek Türkiye ile mevcut gerilim alanını genişletmeyi seçti.
Bu değerlendirme, Suriye'nin İsrail açısından yalnızca Şam yönetimi veya İran bağlantılı güvenlik tehditleri üzerinden ele alınan bir saha olmaktan çıkarak Türkiye ile stratejik rekabetin de merkezlerinden birine dönüştüğüne yönelik İsrail basınındaki tartışmaları gözler önüne serdi.
SURİYE'DE TÜRKİYE-İSRAİL REKABETİ DAHA GÖRÜNÜR HALE GELİYOR
Türkiye ve İsrail arasında doğrudan bir askeri çatışma bulunmuyor. Ancak iki ülkenin Suriye'nin geleceğine ilişkin farklı güvenlik öncelikleri, sahadaki hareket alanlarının birbirine yaklaşmasına neden oluyor.
Ankara, Suriye'nin toprak bütünlüğünü ve merkezi yönetimin ülke genelindeki egemenliğini savunurken; İsrail, kendi güvenliğini gerekçe göstererek Suriye'deki belirli askeri kapasitelere karşı operasyonlarını sürdürüyor.
Haaretz'in son değerlendirmesi ise İsrail içerisindeki tartışmanın geldiği noktayı göstermesi açısından önem taşıyor. İsrail basınının önde gelen gazetelerinden birinin Suriye'nin kuzeyindeki gelişmeleri açık biçimde “Türkiye ile cephenin genişletilmesi” şeklinde tanımlaması, Ankara-Tel Aviv hattındaki stratejik gerilimin artık İsrail kamuoyunda da daha doğrudan ifadelerle tartışıldığını gösteriyor.
Gazetenin Netanyahu hükümetine yönelttiği temel uyarı ise askeri üstünlüğün tek başına uzun vadeli güvenlik sağlamayacağı yönünde: Bombalar tehdidi geçici olarak ortadan kaldırabilir ancak diplomasinin yerini alamaz.




