Medicana Konya Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Ahmet Nihat Baysal, Kalp Sağlığı Haftası dolayısıyla TÜRKINFORM'a değerlendirmelerde bulundu. Kalp hastalıklarının temelinde yalnızca fiziksel nedenlerin yatmadığını ifade eden Baysal, kalbi sadece damarlar üzerinden tanımlamanın eksik bir yaklaşım olduğunu belirtti. Hastalıkların tetikleyicisi olarak psikolojik etkenlere dikkat çeken Baysal, stres yönetimi ve duygusal sağlığın önemini vurguladı.

"KALBİ YALNIZCA BİR POMPA SİSTEMİ OLARAK GÖRMEK BÜYÜK RESMİ KAÇIRMAMIZA NEDEN OLUYOR"

TÜRKINFORM'a konuşan Op. Dr. Ahmet Nihat Baysal, insan psikolojisinin kalp sağlığıyla olan doğrudan bağına dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:

"Son paylaştığım videolarda kalbin mekaniğine çok değindik, bugün ise o mekaniğin arkasındaki 'ruh'u konuşalım isterim kısaca. Kalp sağlığını biz çoğu zaman günümüz tanı modellerinde oldukça dar bir çerçevede ele alıyoruz. Onu yalnızca bir “pompa sistemi” olarak görmek, aslında büyük resmin önemli bir kısmını gözden kaçırmamıza neden oluyor. Oysa kalbi anlamak için sadece damarları değil, insanın iç dünyasını da hesaba katmak gerekir. Çünkü kalp, fizyolojik olarak bir pompadır; ancak hissettiğimiz duyguların bedenimizde en güçlü yankı bulduğu organdır. Bugün hastalıkların temelinde sadece fiziksel nedenlerin olmadığını çok daha iyi biliyoruz. Hatta çoğu zaman ilk sorduğumuz sorulardan biri şu oluyor: “Hayatınızda yoğun stres var mı?” Stres; bireyin tehdit edici, zorlayıcı ya da baskı altında hissettiği durumlara karşı verdiği fiziksel, zihinsel ve duygusal bir yanıttır. Bu süreçte vücut, “savaş ya da kaç” mekanizmasını devreye sokar ve kortizol ile adrenalin gibi hormonlar salgılanır. Kısa vadede bu mekanizma koruyucudur. Ancak uzun süre devam ettiğinde; damar duvarında hasara, inflamasyon artışına, oksidatif strese zemin hazırlayarak kalp-damar hastalıklarını tetikleyebilir. Aynı zamanda bağışıklık sistemini zayıflatabilir, sindirim sistemi problemlerine yol açabilir ve vücudun genel dengesini bozabilir."

"BİRİNİN KALBİNİ KIRMAK FİZİKSEL SAĞLIĞI ETKİLEYEBİLECEK KADAR CİDDİ BİR DURUMDUR"

Tıp literatüründe yer alan Kırık Kalp Sendromu'na değinen Baysal, duygusal şokların kalp krizine benzer tablolar yaratabildiğini ifade ederek açıklamalarını şöyle sürdürdü:

"Kalp sağlığı denildiğinde çoğumuzun aklına; kolesterol, tansiyon, sigara ve beslenme alışkanlıkları geliyor. Bunların hepsi doğru ve önemli başlıklar. Ancak şu soruyu sormamız gerekiyor: Kalp sağlığı gerçekten sadece rakamlardan mı ibarettir? Kesinlikle hayır. Tıbbi olarak damarlarımızı korumalıyız, bu çok net. Ama şunu da unutmamalıyız: Stres, üzüntü ve derin duygusal kırgınlıklar, en az yanlış beslenme kadar kalbi yoran unsurlardır. “Kırık kalp” dediğimiz durum aslında sadece mecazi bir ifade değil. Tıpta bunun bir karşılığı var: Takotsubo Kardiyomiyopatisi, yani halk arasındaki adıyla Kırık Kalp Sendromu. Yoğun bir üzüntü ya da ani bir duygusal şok, kalp kasında geçici bir fonksiyon bozukluğuna yol açabiliyor. Üstelik bu tablo, çoğu zaman kalp kriziyle karıştırılabilecek kadar ciddi bulgular verebiliyor. Neyse ki çoğunlukla geri dönüşümlü bir durumdur. Bu bize şunu gösteriyor: Birinin kalbini kırmak, sadece manevi bir mesele değil; aynı zamanda fiziksel sağlığı da etkileyebilecek kadar ciddi bir durumdur. Buradan çok net bir sosyal mesaj çıkıyor: Kalbinize iyi bakın… ama başkasının kalbine de iyi davranın. Çünkü başkasına gösterdiğimiz merhamet, aslında kendi bedenimize yaptığımız bir iyiliktir. Çünkü bilim de doğruluyor ki; iyilik yapmak kalbi sadece manen değil, ritmik olarak da sakinleştirir."

"YALNIZLIK VE SOSYAL İZOLASYON KALP SAĞLIĞI ÜZERİNDE SİGARA KADAR ETKİLİ RİSK FAKTÖRLERİ"

Kalp sağlığını korumak için üç temel prensibin altını çizen Baysal, yalnızlığın en az sigara kadar tehlikeli olabileceğini aktardı:

"Peki, kalp dostu bir yaşam için ne yapmalıyız? Bunun üç temel ayağı var: 1. Hareket: Kalp durmayı sevmez. Düzenli yürüyüş, fiziksel aktivite ve aktif bir yaşam, kalbin en doğal dostudur. 2. Beslenme: Sadece mideyi değil, hücreyi besleyen; doğaya yakın, dengeli bir beslenme alışkanlığı edinmeliyiz. 3. Huzur: Belki de en zoru bu. Kin, öfke ve kırgınlıkları taşımamak… Çünkü kalbin en büyük yükü, çoğu zaman duygusal olandır. Bugün biliyoruz ki yalnızlık, kronik stres ve sosyal izolasyon; kalp sağlığı üzerinde en az sigara kadar etkili risk faktörleri arasında yer alabiliyor. Bu yüzden sadece ne yediğimizi değil, nasıl yaşadığımızı ve kiminle güldüğümüzü de önemsemeliyiz."

"DAMARI TIKAYAN YAĞDIR, RUHU TIKAYAN KIRGINLIKTIR"

Baysal, açıklamalarını kalbi temiz tutmanın sadece ahlaki değil, biyolojik bir gereklilik olduğunu belirterek noktaladı:

Uzmanlar uyardı: Yaz sıcağında kalp krizi riskine dikkat!
Uzmanlar uyardı: Yaz sıcağında kalp krizi riskine dikkat!
İçeriği Görüntüle

"“Kalbi temiz tutmak” ifadesi, artık sadece ahlaki bir öneri değil; aynı zamanda biyolojik bir gerekliliktir. Damarı tıkayan yağdır… Ama ruhu tıkayan kırgınlıktır. Son olarak şunu söylemek isterim: Kalp hastalıklarının belirtilerini öğrenin, kontrollerinizi ihmal etmeyin, hareketli bir yaşam sürün. Ama en önemlisi… Bir gönüle girmeyi ve orada güzel izler bırakmayı unutmayın. Çünkü günün sonunda bizi ayakta tutan şey, sadece kalbimizin ritmi değil; o ritme eşlik eden sevginin gücüdür. Kalp sağlığı; sadece damar yolundan değil, gönül yolundan da geçer. Ve bazen en iyi tedavi, iyi bir insana denk gelmektir."

Muhabir: TURKİNFORM MEDYA HABER MERKEZİ