Konuyu Türkinform’a değerlendiren psikiyatri uzmanı ve psikoterapist Doktor Kamuran Öztürk, tatil boyunca azalan stres, esnek uyku saatleri ve dinlenme fırsatının, kişinin kendini daha iyi hissetmesini sağladığını ancak iş hayatına, yoğun tempoya ve günlük sorumluluklara ani dönüşün bazı kişilerde ruh halinde belirgin değişikliklere neden olabileceğine dikkat çekiyor.
Tatil sonrası yaşanan her moral bozukluğunun depresyon olarak değerlendirilmemesi gerektiğinin altını çizen Öztürk, tatil sonrası sendromunun genellikle birkaç gün ile birkaç hafta içinde hafifleyebileceğini belirtiyor. Ancak belirtilerin uzun sürmesi veya günlük yaşamı belirgin şekilde etkilemesi durumunda profesyonel değerlendirme gerektiği uyarısında bulunuyor.
Sürekli yorgunluk hissi, işe karşı isteksizlik, sabah uyanmakta zorlanma, motivasyon kaybı, dikkat ve konsantrasyon güçlüğü, sinirlilik, keyif veren aktivitelere ilginin azalması ve uyku düzeninde bozulma gibi belirtiler yakından takip edilmesi gerekiyor.
Öztürk, daha çok yoğun iş temposunda çalışanların, tükenmişlik belirtileri yaşayanların, kronik stres altında bulunanların, uyku düzeni düzensiz olanların, daha önce depresyon veya anksiyete öyküsü bulunan kişilerin ve işinden memnun olmayan bireylerin bu sendromu yaşamalarının yüksek ihtimal olduğuna işaret ediyor.
Tatilde geç yatıp geç kalkma alışkanlığı, dönüşte biyolojik saatin yeniden uyum sağlamasını zorlaştırırken, Öztürk, tatil bitmeden birkaç gün önce uyku saatlerinin kademeli olarak normale döndürülmesinin işe dönüş sürecini kolaylaştırabileceğinin altını çiziyor.
NE YAPMALI?
Öztürk, tatil dönüşü süreci sıkıntısız atlatmak için şu önerilerde bulunuyor:
-İşin ilk günü çok yoğun program yapmamaya çalışın.
-Uyku düzeninizi kademeli olarak normale döndürün.
-Günlük fiziksel aktiviteyi ihmal etmeyin.
-Dengeli beslenmeye özen gösterin.
-Gün içinde kısa molalar verin.
-Tatilden döndüğünüz ilk hafta gerçekçi hedefler belirleyin.
-Sosyal medya kullanımını sınırlayın.
-Hobilerinize ve sosyal ilişkilerinize zaman ayırın.
Mutsuzluk hissinin iki haftadan uzun sürmesi, günlük işlevselliğin belirgin şekilde bozulması, işe veya okula gitmekte zorlanma, yoğun umutsuzluk hissi, sürekli uyku veya iştah değişiklikleri, daha önce keyif alınan etkinliklere ilginin kaybolması, kendine zarar verme düşüncelerinin ortaya çıkması gibi durumlarda mutlaka profesyonel destek alınması gerekiyor.


