Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun açıkladığı verilere göre Türkiye’de haftalık sosyal medya kullanım süresi 25 saat 4 dakikaya ulaştı. Bu süre dünya ortalaması olan 18 saat 36 dakikanın oldukça üzerinde gerçekleşti.
Çevrim içi medya kullanımında da benzer bir tablo dikkat çekiyor. Türkiye’de haftalık çevrim içi medya kullanımı 41 saat 37 dakikaya çıkarken, dünya ortalaması 33 saat 27 dakika seviyesinde kaldı.
Instagram, YouTube ve TikTok gibi platformlarda günlük kullanım sürelerinin saatleri bulması, Türkiye’de dijital alışkanlıkların hızla değiştiğini ortaya koyuyor.
“SAYILAR ŞİŞKİN AMA RİSK GERÇEK”
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan İletişim Bilimci Doç. Dr. Nilüfer Pınar Kılıç, kullanım oranlarının arkasındaki yapıya dikkat çekerek TÜRKİNFORM'a açıklamalarda bulundu.
Kılıç, yüksek kullanımın tek başına olumlu bir gösterge olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Bir kişi birden fazla platformu kullandığı için sayılar bir miktar şişkin görünebilir. Ancak asıl mesele daha fazla zaman geçirmek değil, bu zamanı ne kadar bilinçli kullandığımızdır.”
DİKKAT EKONOMİSİ DERİNLEŞİYOR
Türkiye’de sosyal medya kullanımının yüksek olmasının yapısal nedenleri olduğunu vurgulayan Kılıç, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Bu düzeyde bir kullanım yoğunluğu, dikkat ekonomisinin Türkiye’de ne kadar güçlü bir zemin bulduğunu gösteriyor.”
Sosyal medyanın aynı zamanda haber tüketiminin ana kanalı haline geldiğine dikkat çeken Kılıç, “Bilgi ortamı platformlara taşındıkça algoritmaların etkisi artıyor ve dezenformasyona karşı kırılganlık büyüyor” dedi.
VERİ EKONOMİSİ VE GİZLİ RİSK
Yüksek kullanım sürelerinin veri ekonomisini de güçlendirdiğini belirten Kılıç, şu uyarıda bulundu:
“Artan kullanım süreleri, platformlara çok daha detaylı kullanıcı verisi sağlıyor. Bu da reklam ve veri ekonomisine bağımlılığı artırıyor.”
DİJİTAL OKURYAZARLIK AÇIĞI BÜYÜYOR
Kılıç’a göre en kritik sorunlardan biri ise dijital okuryazarlık eksikliği:
“Gençler teknik olarak platformları çok iyi kullanıyor ancak bu kullanımın eleştirel ve etik boyutlarını kavrayacak yeterli eğitime sahip değiller.”
ÇOCUKLAR İÇİN TEHLİKE DAHA BÜYÜK
Özellikle çocuklar ve gençler açısından riskin daha büyük olduğuna dikkat çeken Kılıç, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Yaş sınırları pratikte işlemiyor. Çocuklar bu platformlara kolayca erişebiliyor.”
Algoritmaların etkisine de dikkat çeken Kılıç, “Çocuklar henüz eleştirel düşünme becerisi gelişmeden, sonsuz kaydırma ve anlık ödül mekanizmalarıyla karşılaşıyor. Bu durum onları daha savunmasız hale getiriyor” dedi.
“YOĞUN KULLANIM, SAĞLIKLI KULLANIM DEĞİL”
Kılıç, yüksek kullanım oranlarının doğru okunması gerektiğini vurgulayarak sözlerini şöyle tamamladı:
“Daha fazla zaman harcamak, daha verimli ya da bilinçli kullanım anlamına gelmez. Bu ayrımı yapmadan değerlendirilen veriler, yanıltıcı sonuçlara yol açabilir.”










