Şubat 2026’da yayımlanan çalışmada, yapışmaz tavalar ve bazı gıda ambalajlarında bulunan PFAS (per- ve polifloroalkil maddeler) bileşiklerinin insan sağlığı üzerindeki olası etkileri incelendi.
Araştırma sonuçlarına göre, söz konusu kimyasallara uzun süreli maruz kalmanın biyolojik yaşlanma süreciyle ilişkili olabileceği değerlendiriliyor. Ayrıca bazı kanser türleriyle bağlantı ihtimali üzerinde duruluyor.
PFAS NEDİR VE NERELERDE KULLANILIYOR?
PFAS, 1940’lı yıllardan bu yana endüstriyel üretimde kullanılan sentetik kimyasallar grubunu ifade ediyor. Isıya, suya ve yağa dayanıklı yapıları nedeniyle özellikle yapışmaz mutfak gereçlerinde, fast food ambalajlarında, su geçirmez tekstil ürünlerinde ve çeşitli endüstriyel kaplamalarda tercih ediliyor.
Bilimsel literatürde “kalıcı kimyasallar” olarak da anılan PFAS bileşikleri, doğada ve insan vücudunda uzun süre parçalanmadan kalabiliyor.
BİYOLOJİK YAŞLANMA İLE OLASI BAĞLANTI
Araştırmada, farklı yaş ve sağlık gruplarından binlerce katılımcının kan örnekleri analiz edildi. Bulgular, PFAS seviyeleri yüksek olan bireylerde hücresel yaşlanma göstergelerinin daha belirgin olabileceğine işaret etti.
Uzmanlar, biyolojik yaşın takvim yaşından farklı olduğunu, hücre hasarı ve iltihabi süreçlerin bu süreci etkileyebildiğini belirtiyor. Çalışmada, PFAS maruziyeti ile hücresel düzeyde yaşlanma göstergeleri arasında istatistiksel bir ilişki saptandığı bildirildi.
PROSTAT TÜMÖRLERİNDE TESPİT EDİLEN BULGULAR
Araştırmada dikkat çeken bir diğer başlık ise prostat kanseri vakalarına ilişkin analizler oldu. İncelenen tümör örneklerinin önemli bir bölümünde PFAS kalıntılarına rastlandığı ifade edildi.
Bilim insanları, bu bulgunun doğrudan neden-sonuç ilişkisi anlamına gelmediğini, ancak çevresel kimyasallar ile kanser gelişimi arasındaki bağın daha kapsamlı araştırılması gerektiğini vurguladı.
“SESSİZ EPİDEMİ” UYARISI
Çalışmaya katılan bazı araştırmacılar, PFAS’ın yaygın kullanımı ve çevrede kalıcılığı nedeniyle konuyu “sessiz epidemi” olarak nitelendirdi. Uzmanlara göre, söz konusu maddeler su kaynakları ve gıda zinciri yoluyla geniş kitlelere ulaşabiliyor.
Öte yandan sağlık otoriteleri, mevcut bulguların dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini, ancak panik oluşturacak kesin yargılardan kaçınılmasının önem taşıdığını belirtiyor.
UZMANLARDAN TEMKİNLİ YAKLAŞIM ÇAĞRISI
Bilim insanları, PFAS içeren ürünlerin kullanımına yönelik düzenlemelerin birçok ülkede tartışıldığını hatırlatırken, bireysel düzeyde alınabilecek önlemler arasında çizilmiş yapışmaz kapların kullanılmaması, ambalajlı ürün tüketiminin azaltılması ve alternatif ürünlerin tercih edilmesi öneriliyor.
Araştırmanın bulgularının önümüzdeki dönemde yeni düzenlemelere ve daha kapsamlı çalışmalara zemin hazırlayabileceği ifade ediliyor.





