Fonksiyonel Tıp Diyetisyeni Elif Öykü Kıyak, stresli, kaygılı veya öfkeli olduğunda yemeğe yönelen kişilerin bunun gerçek bir açlık mı yoksa duygusal bir tepki mi olduğunu ayırt etmekte zorlandığını belirtti. Kıyak, fiziksel açlık ile duygusal açlık arasındaki temel farkları anlatarak, duygusal yeme davranışının sadece irade eksikliği olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti.

FİZİKSEL AÇLIK YAVAŞ, DUYGUSAL AÇLIK ANİDEN GELİYOR
Kıyak, iki açlık türü arasında belirgin farklar bulunduğunu belirterek, "Fiziksel açlık yavaş yavaş gelişir. Mide kazınması, enerji düşüklüğü gibi bedensel sinyallerle başlar ve kişi o anda önüne çıkan birçok besinle doyabilir. Yemek yedikten sonra da tokluk hissi oluşur ve yeme isteği sona erer" dedi.
Duygusal açlığın ise tamamen farklı bir mekanizmayla ortaya çıktığını vurgulayan Kıyak, "Duygusal açlık ise genellikle aniden ortaya çıkar ve çoğu zaman stres, üzüntü, öfke, yalnızlık ya da kaygı gibi yoğun duyguların ardından gelir. Bu durumda kişi belirli yiyeceklere, özellikle çikolata, hamur işi, cips veya tatlı gibi yüksek şeker ve yağ içeren besinlere yönelir. Yemek yedikten sonra fiziksel doygunluk oluşsa bile zihinsel tatmin kısa sürer ve çoğu zaman suçluluk duygusu eşlik eder" ifadelerini kullandı.
"GERÇEKTEN MİDEM Mİ AÇ?" SORUSU KRİTİK ÖNEM TAŞIYOR
Duygusal yeme davranışının fark edilmesinde kişinin kendine soracağı basit bir sorunun bile önemli olduğunu belirten Kıyak, "Kişinin kendine 'Gerçekten midem mi aç, yoksa şu an bir duyguyu bastırmaya mı çalışıyorum?' diye sorması bile önemli bir farkındalık adımıdır. Çünkü bazen ihtiyacımız olan şey yemek değil; dinlenmek, rahatlamak ya da duygularımızı sağlıklı şekilde ifade edebilmektir" dedi.

"YASAKLAR LİSTESİ" ÇÖZÜM OLMUYOR
Klasik diyet anlayışının duygusal yeme davranışını tek başına çözemeyeceğini belirten Kıyak, standart yasaklar yerine davranışın nedenlerine odaklandıklarını anlattı.
"Duygusal yeme davranışı sadece irade meselesi değildir. Bu nedenle danışanlarıma ilk olarak 'yasaklar listesi' vermek yerine, yeme davranışının arkasındaki nedenleri birlikte anlamaya çalışıyorum. Çünkü kişi çoğu zaman aç olduğu için değil, bir duyguyu yönetmekte zorlandığı için yemek yiyor" ifadelerini kullanan Kıyak, sürecin psikolojik boyutunun göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı.

HEDEF DİYET DEĞİL, KALICI ALIŞKANLIK
Sağlıklı beslenmenin yalnızca kalori hesabı olmadığını belirten Kıyak, uyguladıkları yaklaşımı da şu sözlerle anlattı:
"Bu süreçte düzenli ana öğünler oluşturmak, uzun süre aç kalmayı önlemek, açlık-tokluk sinyallerini tanımayı öğretmek ve duygu-yemek ilişkisini fark ettiren küçük kayıtlar tutmak oldukça faydalı oluyor. Böylece kişi, hangi duygu sırasında yeme ihtiyacının arttığını daha net görebiliyor."
Kıyak, duygusal yeme davranışının yönetiminde uzun vadeli hedefin kişiyi katı kurallarla sınırlamak olmadığını belirterek, "Amacımız mükemmel beslenmek değil, sürdürülebilir sağlıklı alışkanlıklar kazandırmak. Gerektiğinde psikolog veya psikiyatristle iş birliği yapmak da tedavinin önemli bir parçasıdır. Çünkü duygusal yeme davranışı birçok zaman yalnızca beslenme planıyla değil, multidisipliner bir yaklaşımla daha başarılı şekilde yönetilebiliyor" diye konuştu.





