Pekin yönetimi için İran, yalnızca enerji tedarikçisi bir ülke değil; aynı zamanda Amerika’nın bölgedeki nüfuzunu dengeleyen önemli bir jeopolitik ortak olarak görülüyor.
Ancak Türkinform’un görüştüğü uzmanlara göre Çin’in Tahran ile ilişkisi ideolojik bir ittifaktan ziyade, dikkatle hesaplanmış ekonomik ve stratejik çıkarların oluşturduğu pragmatik bir iş birliği niteliği taşıyor.
EKONOMİK CAN SİMİDİ: 25 YILLIK STRATEJİK ORTAKLIK
İki ülke arasındaki ilişkilerin temelini, 2021 yılında imzalanan ve yaklaşık 400 milyar dolarlık yatırım ve iş birliğini kapsayan 25 yıllık kapsamlı stratejik ortaklık anlaşması oluşturuyor. 2026 itibarıyla anlaşmanın uygulama alanlarının daha da genişlediği değerlendiriliyor.
Enerji güvenliği bu iş birliğinin en önemli unsurlarından biri. Çin, İran’ın deniz yoluyla ihraç ettiği petrolün büyük bölümünü satın alarak Tahran’a önemli bir gelir akışı sağlıyor. Uzmanlara göre İran’dan gelen petrol, Çin’in toplam petrol ithalatının yaklaşık yüzde 12–13’ünü oluşturuyor.
KUŞAK VE YOL PROJESİNDE İRAN’IN STRATEJİK ROLÜ
İran aynı zamanda Çin’in küresel ticaret ve altyapı girişimi olan Belt and Road Initiative (Kuşak ve Yol Girişimi) için kritik bir lojistik merkez olarak değerlendiriliyor.
Tahran’ın coğrafi konumu, Çin’in Orta Asya üzerinden Avrupa’ya uzanan ticaret hatlarını çeşitlendirmesine olanak tanıyor. Demiryolu bağlantıları, liman yatırımları ve enerji altyapısı projeleri bu stratejinin temel parçaları arasında yer alıyor.
ASKERİ VE TEKNOLOJİK ALANDA DOLAYLI İŞ BİRLİĞİ
Çin, Batı ile doğrudan bir askeri gerilim yaratmamak için İran’a açık ve büyük ölçekli silah satışlarından genellikle kaçınıyor. Bunun yerine “çift kullanımlı” teknolojiler üzerinden dolaylı bir iş birliği yürüttüğü değerlendiriliyor.
Türkinform’a bilgi veren uzmanlar, İran’ın bölgesel caydırıcılığında önemli rol oynayan insansız hava araçları ve füze sistemlerinde Çin menşeli bazı bileşenlerin kullanıldığına dikkat çekiyor. Bunun yanında siber altyapı ve telekomünikasyon alanında da Çinli şirketlerin etkisi dikkat çekiyor.
İran’ın dijital altyapısının güçlendirilmesinde Huawei ve ZTE gibi teknoloji devlerinin rol aldığına ilişkin değerlendirmeler, Pekin’in bölgede teknolojik standartları belirleme hedefinin bir parçası olarak yorumlanıyor.
PEKİN’İN STRATEJİSİ: ABD’NİN DİKKATİNİ DAĞITMAK
Jeopolitik analizlere göre Çin’in İran ile ilişkilerinden elde ettiği önemli stratejik kazançlardan biri de ABD’nin bölgedeki askeri ve diplomatik enerjisinin büyük bölümünü Orta Doğu’da harcaması.
Bu durum, Pekin’in kendi stratejik öncelikleri olan Taiwan ve South China Sea çevresindeki politikalarını daha az dış baskıyla sürdürmesine olanak tanıyabiliyor.
Öte yandan Çin, 2023 yılında Saudi Arabia ile Iran arasındaki diplomatik yakınlaşmaya aracılık ederek bölgede “dengeleyici güç” rolünü güçlendirmeye çalıştı. Bu girişim, Pekin’in Orta Doğu’da alternatif bir diplomatik aktör olarak öne çıkma çabasının bir göstergesi olarak değerlendirildi.
2026 GERİLİMİNDE PEKİN’İN TUTUMU
2026 yılının ilk aylarında Orta Doğu’da artan Israel, United States ve Iran arasındaki gerilimde Çin’in temkinli bir politika izlediği görülüyor.
Pekin yönetimi saldırıları diplomatik açıklamalarla eleştirirken, İran lehine doğrudan askeri bir müdahale planlamadığı mesajını veriyor. Çin’in öncelikleri arasında bölgedeki ticaret akışının korunması ve özellikle Strait of Hormuz üzerinden geçen enerji sevkiyatının kesintiye uğramaması bulunuyor.
STRATEJİNİN ZAYIF NOKTALARI
Analistlere göre Çin’in İran politikası bazı riskler de barındırıyor. Bunlardan biri, Pekin’in aynı zamanda Saudi Arabia ve United Arab Emirates ile yürüttüğü büyük ölçekli ticari ilişkiler.
Bu nedenle Çin’in İran ile ilişkilerini belirli bir denge içinde yürütmesi gerektiği değerlendiriliyor.
Bir diğer önemli unsur ise İran’ın iç siyasi istikrarı. Uluslararası analizlere göre Pekin yönetimi için kritik olan unsur belirli bir yönetimden ziyade İran’daki genel istikrarın korunması. Olası bir siyasi değişim durumunda Çin’in yeni yönetimle de ekonomik ilişkileri sürdürebilecek esnekliği korumayı hedeflediği ifade ediliyor.
KONTROLLÜ GERGİNLİK STRATEJİSİ
Uzmanlara göre Çin’in İran politikası, Tahran’ı Batı yaptırımlarına rağmen ayakta tutacak kadar desteklemek; ancak küresel ticaret ağlarını ve ekonomik çıkarlarını riske atacak ölçüde ileri gitmemek üzerine kurulu.
Bu yaklaşım, Pekin’in Orta Doğu’da “kontrollü gerginlik ve dengeli angajman” stratejisi izlediği yönündeki değerlendirmeleri güçlendiriyor.





