Tuncer Bakırhan, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı kapsamlı konuşmada İmralı süreci, yasal düzenlemeler, Meclis’in rolü ve bölgesel gelişmelere ilişkin dikkat çeken mesajlar verdi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “statü” çıkışına açık destek veren Bakırhan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a doğrudan çağrıda bulundu.

“BAHÇELİ’NİN SÖZLERİNE İMZA ATIYORUZ”

Bakırhan, konuşmasında Bahçeli’nin grup toplantısında dile getirdiği statü ve yasal düzenleme çağrısına destek vererek sürecin siyasi irade ile ilerlemesi gerektiğini vurguladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a doğrudan seslenen Bakırhan, sürecin tarihi bir fırsat olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

“Sayın Bahçeli’nin 'Öcalan statüsü ne olacaktır?' sorusu bu açıdan tarihidir. Bu soru orta yerde hala duruyor ve hala cevabını beklemektedir. Sayın İktidar, bugün Sayın Bahçeli’nin grup toplantısında statü ve yasal adımlar atılması konusunda ortaya koyduğu çerçevenin altına imza atıyoruz. Sayın Erdoğan’ın da belirttiği gibi 'süreci sonuna götürenler tarihe geçecektir' sözü üzerine biz de diyoruz ki; tarih cesaret edenleri yazar, buyurun tarihi birlikte yazalım Sayın Erdoğan.”

“MECLİS İZLEYİCİ DEĞİL, KURUCU ÖZNE OLMALI” DİYEREK KURTULMUŞ!A ÇAĞRI YAPTI

Bakırhan, sürecin hukuki zemine oturtulmasının zorunlu olduğunu vurgulayarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne kritik rol yükledi. Sürecin belirsizlikten çıkarılması gerektiğini belirten Bakırhan, yasal düzenlemelerin hızla hayata geçirilmesi çağrısı yaptı.

“Altını önemle çizmek istiyorum, bu sürecin ciddiyetinin adı hukuktur. Süreci ciddiye alan onu hukuka bağlar. Barış bir tohumsa hukuk onun toprağıdır. Toprağı olmayan bir yerde tohum yeşerir mi? Hukuk, Meclis’in ‘Ben izleyici değil, kurucu özneyim’ demesidir. Bu çerçevede bir diğer önemli konu sıkça ifade edilen teyit ve tespit meselesidir. Aylardır tartışılıyor. Tespit ve teyit hukukun önüne konulan bir duvar değil, hukuka açılan bir kapı olmalıdır. Çünkü insanlar belirsizliğe dönmez, güvenceye döner.

Silahlı bir örgüte ‘Ülkeye gel, demokratik siyasete dön’ dedikten sonra hangi hukukla karşılanacağını da söylemeniz gerekmiyor mu? Gerekiyor değil mi? Nereye gelecek? ‘Gel ama hukuk yok, gel ama yasa yok’ diyorlar. Devlet ‘Silah bıraksınlar biz adım atarız’ diyor aylardır. PKK ise ‘Yasal zemin olsun biz bırakırız’ diyor. Her ikisinin de kaygısını anlıyoruz.

Biz DEM Parti olarak şunu teklif ediyoruz: Sayın Kurtulmuş, komisyondaki partilerin koordinatörlerini önce bir çağırın. Elimizde müşterek bir belge var, komisyonun hazırlamış olduğu rapor var. Özel yasayı hemen Meclis’e sunalım, bu teklif bir haftada yasallaşsın. Siyaset yol açsın, ülke rahatlasın, yasal adımlar atılsın.”

“STATÜ VE İLETİŞİM KOŞULLARI OLUŞTURULMALI”

Terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan’ın sürece katkı sunabilmesi için çalışma ve iletişim koşullarının oluşturulması gerektiğini ifade etti. Bu başlığın sürecin kritik eşiklerinden biri olduğunu vurgulayan Bakırhan şunları söyledi:

“Sayın Öcalan’ın sürece katkı sunabileceği özgür çalışma ve özgür iletişim koşulları oluşturulsun. PKK gereğini yapmasa o zaman toplum çıksın desin ki; ‘Evet, bu taraf görevini yapmadı.’ Bakın, Kürt hareketi 5 Mayıs’ın yıldönümü vesilesiyle bugün bir açıklama yaptı. Açıklamada aynen şöyle diyor: ‘Özgürce demokratik siyasetin yapılacağı, ifade ve örgütlenme özgürlüğünü sağlayan yasalar çıkarılmış da buna karşı silahları bırakmayız ve gelmeyiz mi demişiz?’ diyorlar. Haksızlar mı? Değiller.

Biz de kamuoyunun önünde söz veriyoruz, sizin de huzurunuzda söz veriyoruz: Özgür demokratik siyaset için yasal düzenlemeler yapılırsa ve buna rağmen PKK gereğini yapmazsa söz olsun ilk sözü biz söyleyeceğiz, ilk eleştiriyi biz yapacağız ve bu durumu kabul etmeyeceğiz. Ama söz olsun bunun gereğini yapmayan iktidarı da eleştireceğiz, eleştirmeye devam edeceğiz.”

Muharrem İnce’den yeni parti iddialarına net yanıt: Özgür Özel’e hangi mesajı verdi?
Muharrem İnce’den yeni parti iddialarına net yanıt: Özgür Özel’e hangi mesajı verdi?
İçeriği Görüntüle

“SÜREÇ BELİRSİZLİKTE KALAMAZ”

Sürecin belirsizlik içinde bırakılmasının risk oluşturduğunu belirten Bakırhan, siyasi iradenin net adım atması gerektiğini söyledi. Bakırhan, açıklamasına şu sözlerle devam etti:

“Kıymetli arkadaşlar, örgüt bir niyet ortaya koyar, devlet inisiyatif alır. Dünyanın her yerinde öyledir. Barışın yasasını getirecek kurum iktidardır, çıkarılacak yer Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir. Biz barışa ikna olduğumuz için bunları söylüyoruz, bunları konuşuyoruz. Komisyon raporu barış için son söz değil, ilk sözdür. Türkiye’nin tarihi raflarda unutulmuş raporlarla doludur. İyi, güzel raporlar hazırlanıyor ama bir iktidar geliyor kafası esiyor işte onları raflara kaldırıyor. Sadece Türkiye’de değil dünyanın birçok yerinde öyledir. Biz istiyoruz ki bu sefer bu rapor raflarda beklemesin, kaderi önceki raporlar gibi olmasın. Raporun somut önerileri ortadadır, daha fazla geciktirmeden gereğini yapalım.

Bakın açık ifade ediyorum; bugün belirsizlik barış önündeki en büyük engeldir. Süreç belirsizlik içinde bırakılırsa herkes kendi korkusunda büyür. Karanlık iç ve dış güçleri aktif hale getirebilir. Biz bugün herkesi sorumluluğa çağırmak için konuşuyoruz. Ortada apaçık ve tarihi bir imkan var. Bunu bekleterek riske atmak siyasi akıl değil, siyasi vebal üretir. Gemileri karadan yürütmekle övünenler bugün barışın yasasını Meclis’ten geçiremiyor mu? Kayyum atayanlar kayyumu geri çekemiyor mu? Bunlar süreci enfekte eden, güven erozyonu yaratan adımlar.”

BARIŞ İZLEME VE TAKİP KURULU ÖNERİSİ

Bakırhan, sürecin sağlıklı ilerlemesi için şu şekilde yeni bir mekanizma önerisi sundu:

“Biz anlattığımız şeylerde polemik yapmıyoruz, kimseye yanıt da vermiyoruz. Çözüm üretmeye çalışıyoruz, makul öneriler sunuyoruz ve gerçekten bu süreci geliştirmeye çalışıyoruz. DEM Parti olarak sürece katkı sunacağına inandığımız somut başka bir önerimiz daha var. Bu süreç zorlu bir süreç. Birçok engeli aştık, azımsanmayacak gelişmeler yaşadık. Yarım asırlık örgüt silahı devreden çıkardı; bu çok önemlidir. Meclis de inisiyatif aldı; bu da kıymetlidir. Şimdi bu süreci risklerden koruyacak, takibini yapacak bir mekanizma gelin kuralım diyoruz. Adı 'Barış İzleme ve Takip Kurulu' olsun. Meclis’teki siyasi partilerin vereceği üyeler süreci takip etsin, kolaylaştırıcı olsun. Bu kurul denetleyen değil, takip eden ve kolaylaştıran bir mekanizma olabilir. Atılması gereken adımları hızlandırır, ortak aklı işletip sürecin kazasız ve güven içinde ilerlemesine katkı sunabilir. Bu kurul akademi ve sivil toplum ile istişarede bulunabilir. Bu kurul süreçle ilgili atılması gereken adımları siyasi liderler ve aktörlerle görüşüp hızlandırarak ortak akıl ve vicdanı işletebilir.”

“ADALET KRİZİ DERİNLEŞİYOR”

Konuşmasının sonunda Türkiye’deki adalet sistemine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bakırhan, kapsamlı hukuk reformu çağrısı yaparak şunları vurguladı:

“Son olarak adalet gündemine dair de bir iki şey söyleyerek konuşmamı bitirmek istiyorum. Türkiye'nin adalet meselesi artık yargı paketleriyle geçiştirilecek bir sorun değil. İhtiyaç bütünlüklü bir hukuk reformudur. Cezaevlerinde 414 bini aşan tutuklu ve hükümlü var. Soruşturma dosyalarında milyonlarca insan şüpheli olarak geçiyor.

Bu manzara adalet krizinin toplumsal bir meseleye dönüştüğünün en iyi göstergesidir. Toplumda adalete olan inanç neredeyse sıfırlandı. Hapsetmeyi büyüten düzen toplumu daha güvenli, daha adil kılmadı; yalnızca korkuyu, güvensizliği ve hukuksuzluğu büyüttü. Yasalar mahkumiyeti öncelememeli. Tutuklu yargılama müessesi artık istisna olmamalıdır.

İnfaz düzenlemesi, hasta mahpusların özgürlüğü, uzun tutukluluğun son bulması, İdare ve Gözlem Kurullarının kaldırılması, AİHM ve AYM kararlarının uygulanması acil atılması gereken başlıklardır. Türkiye'nin adaletle ilgili ihtiyacı dermansız paketler değil, zihniyet değişikliğidir. 86 milyonun umudunu taşıyacak demokratik toplumsal bir barış hukukudur. 'Bu hukuk kurulmalıdır' diyoruz. Bu kapsamda adımlar hızlı atılmalı, köklü hukuk reformları yapılmalıdır. Cezaevleri boşaltılmalı, toplum vicdanında mahkum olmuş suçlar dışında başta siyasiler olmak üzere herkes için özgürlük ve adalet umutları artık yeşertilmeli ve gerekli adımlar atılmalıdır.”

Kaynak: HABER MERKEZİ