Türkiye’de gıda güvenliğine ilişkin ortaya çıkan veriler, sistemin ciddi açıklar barındırdığını gözler önüne seriyor. Üretimden denetime, soğuk zincirden izlenebilirliğe kadar birçok başlıkta Avrupa Birliği standartlarının gerisinde kalındığı belirtilirken, tüketici tarafında da ciddi bir güvensizlik oluşmuş durumda.
GIDA GÜVENLİĞİNDE YAPISAL ÇÖKÜŞ
Türkiye’de 735 bini aşkın gıda işletmesi bulunmasına rağmen, bu işletmelerin büyük bölümünün güvenlik ve kalite sistemlerini etkin kullanmadığı görülüyor.
- İşletmelerin yalnızca %17’si kalite araçlarını kullanıyor
- Avrupa Birliği’nde bu oran %84
Gıda güvenliğinin temelini oluşturan HACCP sistemi ise sektörün büyük kısmı tarafından bilinmiyor.
- İşletmelerin %63,5’i HACCP’i tanımıyor
- %92,2’si gerekli altyapıya sahip değil
Uzmanlara göre bu durum, üretimin bilimsel ve denetlenebilir zeminden uzaklaştığını ortaya koyuyor.
SOĞUK ZİNCİR VE LOJİSTİKTE DERİN EŞİTSİZLİK
Soğuk depolama kapasitesinde dünyada üst sıralarda yer alan Türkiye’de, bu kapasitenin ülke geneline dengeli dağılmadığı belirtiliyor.
- Kırsal bölgelerin yalnızca %35’i soğuk zincire erişebiliyor
- Altyapı büyük şehirlerde yoğunlaşıyor
Bu dengesizlik yalnızca güvenliği değil fiyatları da etkiliyor. Uzmanlara göre soğuk zincirdeki eksiklikler, gıda enflasyonunu %4-4,5 oranında artırıyor.
İZLENEBİLİRLİK SİSTEMİ KAĞIT ÜZERİNDE
“Tarladan sofraya” sürecinde izlenebilirliğin büyük ölçüde kağıt kayıtlarına dayanması, sistemin en zayıf halkalarından biri olarak öne çıkıyor.
Dijital teknolojiler yalnızca büyük firmalar tarafından kullanılabilirken, küçük işletmelerde kayıtların eksik ya da gerçeği yansıtmayan şekilde tutulduğu ifade ediliyor.
Ayrıca gıda mühendisi çalıştırma zorunluluğunun olmaması, sistemin denetimsiz kalmasına neden oluyor.
AVRUPA’DAN GELEN UYARILAR ARTIYOR
Avrupa Birliği’nin hızlı alarm sistemi verileri de tabloyu doğruluyor:
- 2025’te 484 Türk ürününe alarm verildi
- Son 5 yılda bu sayı 2.255’e ulaştı
En büyük sorunlar:
- Yasaklı tarım ilaçları
- Limit üstü kimyasal kullanımı
- Toksin içeren ürünler olarak sıralanıyor.
TÜKETİCİ CEPHESİ: “NE YEDİĞİMİZİ BİLMİYORUZ”
Tüketici Hakları Derneği Başkanı Ergün Kılıç, konuyla ilgili TÜRKİNFORM’a açıklamalarda bulundu.
Kılıç, mevcut tablonun doğrudan halk sağlığını tehdit ettiğini belirterek, tüketicinin ciddi bir belirsizlik içinde olduğunu vurguladı:
“Bugün tüketici ne yediğini bilmiyor. Ürünün hangi koşullarda üretildiği çoğu zaman denetlenemiyor.”
Denetim mekanizmalarının yetersizliğine dikkat çeken Kılıç, kağıt üzerinde güvenli görünen ürünlerin gerçekte risk taşıyabileceğini ifade etti.
Soğuk zincir ve izlenebilirlik eksikliğinin ekonomik sonuçlarına da değinen Kılıç, vatandaşın hem daha pahalı hem de daha riskli gıdaya erişmek zorunda kaldığını söyledi.
“Gıda güvenliği bir tercih değil, temel bir haktır” diyen Kılıç, acil yapısal reform çağrısında bulundu.
SONUÇ: GIDA GÜVENLİĞİ ARTIK MİLLİ MESELE
Ortaya çıkan tablo, Türkiye’de gıda güvenliğinin yalnızca teknik bir sorun olmadığını açıkça gösteriyor. Denetim eksikliği, altyapı yetersizliği ve sistem boşlukları birleştiğinde, risk doğrudan tüketicinin sofrasına kadar ulaşıyor.
Uzmanlara göre çözüm ise net: bilim temelli üretim, güçlü denetim ve şeffaf bir sistem. Aksi halde bu riskin büyüyerek devam etmesi kaçınılmaz görünüyor.










