Türkiye'nin son yıllarda savunma sanayisinde attığı dev adımlar ve bölgesel jeopolitik hamleleri, Orta Doğu ve Akdeniz ekseninde kartların yeniden karılmasına neden oluyor. İsrail savunma sanayisine yakınlığıyla bilinen Mako ve çeşitli muhafazakar yayın organları, Türkiye’nin bu yükselişini "durdurulamaz bir tehdit" olarak nitelendiren analizler yayınlamaya başladı.
AKDENİZ’DE STRATEJİK KUŞATMA: DENİZ KÖPRÜSÜ İDDİASI
İsrailli analistlerin en çok üzerinde durduğu konu, Türkiye’nin Libya ve Suriye üzerinden kurduğu nüfuz alanı. İddialara göre Ankara, Akdeniz’den Avrupa’ya uzanan bir "deniz köprüsü" inşa ederek İsrail’in Doğu Akdeniz’deki stratejik hareket alanını ve enerji koridoru planlarını ciddi şekilde kısıtlıyor. Türkiye’nin Mavi Vatan doktrini çerçevesinde attığı bu adımlar, sadece askeri bir varlık değil, aynı zamanda bölgedeki enerji jeopolitiğini de doğrudan kontrol eden bir güce dönüşmüş durumda.
İNSANSIZ HAVA ARAÇLARINDA DÜNYA LİDERLİĞİNE DOĞRU
Haber analizlerde, Türkiye’nin İHA ve SİHA teknolojisindeki başarısının "savaş literatürünü değiştirdiği" vurgulanıyor. Bayraktar TB2'nin Karabağ ve Ukrayna'daki başarısının ardından, dünyanın ilk SİHA gemisi olan TCG Anadolu'nun hizmete girmesi ve Bayraktar TB3 ile insansız savaş uçağı KIZILELMA’nın test süreçleri, bölgedeki hava üstünlüğü dengelerini altüst etti. İsrail medyası, bu teknolojilerin sadece birer silah değil, aynı zamanda Türkiye'nin bölgesel diplomatik baskı gücünü artıran stratejik birer enstrüman olduğunu belirtiyor.
5. NESİL GÜÇ: KAAN VE HAVA SAVUNMA ATILIMI
İsrail’i en çok endişelendiren bir diğer başlık ise Türkiye’nin 5. nesil milli muharip uçağı KAAN. Türkiye'nin bu teknolojiye sahip sayılı ülkeler arasına girmesi, bölgedeki hava savunma dengesini kalıcı olarak değiştirecek bir hamle olarak görülüyor. Bunun yanı sıra HİSAR ve SİPER gibi yerli hava savunma sistemlerinin devreye girmesi, Türkiye’nin dışa bağımlılığını minimuma indirirken, bölgede tam bağımsız bir askeri güç profili çizmesini sağlıyor.
BÖLGESEL DİNAMİKLER YENİDEN YAZILIYOR
Muhafazakar yayın organlarında yer alan yorumlara göre, Türkiye'nin savunma sanayisindeki yerlilik oranının %20'lerden %80'lerin üzerine çıkması, Batı’nın uyguladığı ambargoların etkisiz kalmasına yol açtı. İsrailli uzmanlar, Türkiye’nin bu otonom yapısının "bölgesel bir süper güç" doğurduğu konusunda hemfikir. Artık sadece savunma yapan değil, oyun kuran ve kurulan oyunları bozan bir Türkiye portresi, Orta Doğu ve Akdeniz'deki tüm aktörleri stratejilerini revize etmeye zorluyor.
Türkiye'nin teknolojik sıçraması ve sahada kurduğu aktif hakimiyet, statükodan beslenen güç odakları için bir "tehdit" olarak algılanırken, bölge ülkeleri için yeni bir güç odağının yükselişini simgeliyor.




