Azerbaycan’ın topraklarını işgalden kurtardığı “Vatan Muharebesi” esnasında tutukladığı sözde Karabağ yönetiminin siyasi ve askeri kadrosu hakkında Azerbaycan mahkemeleri kesin kararını açıkladı. Yıllarca Azerbaycan topraklarında işgal ve terör faaliyetlerinde bulunan, Azerbaycan halkına türlü türlü işkenceler yapan Ermeni bölücü yapılanmanın elebaşları ağır hapis cezalarına çarptırıldı.
Mahkeme kararıyla Karabağ Bölgesi Eski Sözde Başkanları
Arayik Harutyunyan (2020–2023) müebbet hapis cezasına çarptırıldı.
Arkadi Gukasyan (2007–2020) 20 yıl hapis cezası aldı.
Bako Sahakyan (1997–2007) 20 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Mahkeme, Arkadi Gukasyan ve Bako Sahakyan hakkında verilen 20 yıl hapis cezalarının gerekçesi olarak sanıkların ileri yaşta olmalarını gösterdi.
Sözde Eski Bakanlar ve Üst Düzey Yetkililer
Davit Ishkhanyan hakkında ömür boyu hapis cezası verildi.
David Babayan ömür boyu hapis cezasına mahkûm edildi.
Askeri Yetkililer
Sözde Karabağ silahlı unsurlarının üst düzey isimlerinden Korgeneral Levon Mnatsakanyan ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.
Tümgeneral David Manukyan da ömür boyu hapis cezası alan askeri yetkililer arasında yer aldı.
Bir Dönemin Sonu, Adaletin Başlangıcı
Bakü’de açıklanan bu mahkeme kararı sıradan bir yargı süreci değildi. Bu karar, Azerbaycan halkının otuz yılı aşan bir adalet arayışının hukuki bir mühürle tescillenmesiydi. Sözde Karabağ yönetiminin siyasi ve askeri elebaşlarına verilen ağır hapis cezaları, yalnızca bireylere yönelmiş bir yaptırım değil; işgale, teröre, sayısız işkencelere ve cezasızlık kültürüne vurulmuş tarihî bir darbedir.
Yıllar boyunca Karabağ’da kurulan o terör düzeni, etnik temizlik ve silah zoruyla ayakta tutuldu. Masum sivillerin kanı üzerine inşa edilen bu yapı, uluslararası sessizlikten ve çifte standartlardan güç aldı. Hocalı’da katledilen çocukların, kadınların ve yaşlıların çığlığı uzun süre duyulmadı. O gece sadece insanlar değil, insanlık da hedef alındı. Bakü’de geçtiğimizx günlerde açıklanan karar, o çığlığın tamamen dinmesini sağlamaz belki; ama Azerbaycan halkının vicdanında bir nebze olsun ferahlık yaratacağı kesin.
Bu cezalar, Hocalı’da hayatını kaybedenlerin geri gelmeyeceğini bilen bir halkın adaletten beklentisinin sembolik karşılığıdır. Çünkü adalet bazen kaybedilenleri geri getirmez, ama hakikati yerli yerine koyar. İşte Azerbaycan mahkemesinin verdiği kararın neticesi olan tam olarak budur.
Verilen hükümler aynı zamanda önemli bir siyasi mesaj niteliği de taşımaktadır. Bu kararlarla birlikte sadece şahıslar değil, işgal ve terör dönemi de mahkûm edilmiştir. Ayrılıkçı hayallerin, silahlı oldu bittilerin ve sözde yönetimlerin adaletin ve onu sağlayan Azerbaycan ordusunun karşısında diz çöküşünün de tezahürüdür. Karabağ meselesi artık fiilen de, hukuken de Azerbaycan’ın egemenlik alanı içinde olduğu tarihi gerçekliği her kes tarafından kabul edilmiştir. Bu, geri dönülmez bir gerçeklik olarak uluslararası sistemde yerini almıştır.
Azerbaycan devleti bu süreçte şunu açıkça göstermiştir: Toprak bütünlüğü bir slogan değil, bir devlet ilkesidir. Egemenlik ise müzakere edilecek bir konu değil, korunacak bir değerdir. Bakü’de verilen bu kararlar, sadece geçmişin hesabını görmekle kalmamış, geleceğe dair de net bir çerçeve çizmiştir. İşgal ve işgalciler er yada geç cezasını bulacak, adalet tecelli edecektir.
Bugün Karabağ’da silahlar susmuşsa, bayrak tekse ve hukuk tek merkezden işliyorsa, bu bir devlet aklının ve kararlılığının sonucudur. Mahkeme salonunda okunan hükümler ise, cephede kazanılan zaferin hukuki devamıdır.
Azerbaycan halkı için bu kararlar bir intikam değil, bir kapanıştır. Acının tamamen dinmesi belki mümkün değildir; ama adaletin yerini bulması, yeni bir sayfa açmanın ön şartıdır. Ve artık o sayfa açılmıştır. Açılan o yeni sayfa ise terörü ve terörist yapılanmaları tarihin çöplüğüne gömmüştür.