Hastaların kullandıkları ilaçları, alkol veya madde geçmişini hekimlerle eksiksiz paylaşması, özellikle acil müdahalelerde tedavinin doğru planlanması açısından önem taşıyor. Dr. Eren Hopan, Türkinform Muhabiri Almila Kerküklü’ye verdiği özel röportajda, hastanın verdiği eksik ya da yanlış bilginin uygulanacak ilaçların seçimini ve dozunu etkileyebileceğini belirterek, bazı durumlarda ciddi komplikasyonların ortaya çıkabileceğine dikkat çekti.

Hopan, hastaların kimi zaman yargılanma korkusu, kimi zaman aile üyelerinden çekinme, kimi zaman da kullandıkları ürünleri önemsiz görme nedeniyle bazı bilgileri sağlık çalışanlarından saklayabildiğini söyledi. Ancak reçeteli ilaçların yanı sıra reçetesiz ağrı kesicilerden bitkisel ürünlere, alkol kullanımından farklı maddelere kadar pek çok bilginin tedavi sürecinde önem taşıyabileceğini vurguladı.

ACİL SERVİSTE SANİYELERLE YARIŞILIYOR

Özellikle acil serviste hastaya müdahale edilirken zamanın kritik olduğunu ifade eden Hopan, hekimin karşısındaki hastanın sağlık geçmişini her zaman ayrıntılı biçimde araştıracak zamana sahip olamayabileceğini söyledi.

Acil durumlarda hastanın aktardığı bilgilerin tedavi kararlarında önemli bir yol gösterici olduğunu belirten Hopan, “Sedyede yatan bir hastaya müdahale ederken saniyelerle yarışıyoruz. O an elimizdeki en önemli bilgilerden biri hastanın bize anlattıkları oluyor” değerlendirmesinde bulundu.

Bu nedenle hastanın kullandığı ilaçları, yakın zamanda aldığı ürünleri veya alkol ve madde kullanımına ilişkin bilgileri eksiksiz aktarmasının hekim açısından büyük önem taşıdığını ifade etti.

Ilaçç

HASTALAR NEDEN BİLGİ SAKLAYABİLİYOR?

Hopan’a göre hastaların bazı bilgileri paylaşmamasının arkasında farklı nedenler bulunabiliyor. Bazı kişiler alkol veya madde kullanımını söylediğinde yargılanacağını düşünürken, bazıları yanında bulunan yakınlarının bu bilgiyi öğrenmesini istemeyebiliyor.

Diğer taraftan hastalar, düzenli kullandıkları bir ağrı kesiciyi, bitkisel takviyeyi veya reçetesiz alınan bir ürünü tedavi açısından önemsiz görebiliyor. Hopan, hastanın önemsiz olarak değerlendirdiği bir bilginin hekim açısından farklı bir anlam taşıyabileceğine dikkat çekti.

“BASİT GÖRÜLEN BİR ÜRÜN BİLE TEDAVİYİ ETKİLEYEBİLİR”

Vücuda alınan ilaç ve farklı maddelerin organizmanın işleyişini etkilediğini belirten Hopan, bu maddelerin uygulanacak tedavilerle etkileşime girebileceğini söyledi.

Hastayı iyileştirmek amacıyla verilen bir ilacın, kişinin daha önce kullandığı ve hekime bildirmediği başka bir maddeyle birlikte beklenmeyen sonuçlar doğurabileceğini ifade eden Hopan, bu nedenle kullanılan ürünlerin mümkün olduğunca ayrıntılı şekilde paylaşılması gerektiğini vurguladı.

Antalya'da hayatını kaybeden 21 yaşındaki Baran'ın organları 7 hastaya umut oldu
Antalya'da hayatını kaybeden 21 yaşındaki Baran'ın organları 7 hastaya umut oldu
İçeriği Görüntüle

Hopan, hastaların yalnızca reçeteli ilaçları değil, düzenli veya dönemsel kullandıkları reçetesiz ilaçlar ve takviyeler hakkında da sağlık çalışanlarını bilgilendirmesinin tedavinin güvenli biçimde planlanmasına yardımcı olacağını belirtti.

EKSİK BİLGİ TEDAVİ PLANINI DEĞİŞTİREBİLİR

Hastanın geçmişini eksik aktarmasının ilaç dozundan anestezi planlamasına kadar farklı aşamalarda risk oluşturabileceğini söyleyen Hopan, hekimlerin tedavi kararlarını verirken hastanın genel sağlık durumu ve kullandığı maddeleri birlikte değerlendirdiğini ifade etti.

Hekimin bilmediği bir ilaç veya madde kullanımının kalp ritmi, solunum veya kanama gibi alanlarda beklenmeyen sonuçlara yol açabileceğini belirten Hopan, özellikle acil müdahale ve anestezi gerektiren durumlarda doğru bilginin öneminin daha da arttığını dile getirdi.

Hopan, anestezi dozunun kişinin kullandığı bazı maddelerden etkilenebileceğini, bu nedenle hastanın geçmişine ilişkin bilgilerin tedavi ekibine doğru aktarılmasının önem taşıdığını söyledi.

“SORULARIN AMACI YARGILAMAK DEĞİL, HASTAYI KORUMAK”

Alkol veya madde kullanımına ilişkin soruların bazı hastalarda çekingenlik oluşturabildiğine değinen Hopan, sağlık çalışanlarının bu bilgileri hastayı yargılamak amacıyla istemediğinin altını çizdi.

“Biz polis ya da hakim değiliz” diyen Hopan, hekimin temel amacının hastayı cezalandırmak veya yaşam tarzını sorgulamak değil, uygulanacak tedaviyi güvenli şekilde belirlemek olduğunu ifade etti.

Bu nedenle hasta ile sağlık çalışanı arasında kurulan güven ilişkisinin önemli olduğunu belirten Hopan, kişinin kendisine yöneltilen sorulara mümkün olduğunca açık ve doğru yanıt vermesinin tedavi sürecini doğrudan etkileyebileceğini söyledi.

HEKİMİN DOĞRU KARAR VEREBİLMESİ İÇİN DOĞRU BİLGİ GEREKİYOR

Hopan, hekimin elindeki bilgilerin eksik olması durumunda en doğru tedaviyi belirlemenin de zorlaşabileceğine dikkat çekti. Hastanın kendi sağlık geçmişine ilişkin bilgileri gizlemesini, “uçağı kullanan pilotun gözlerini bağlamaya” benzeten Hopan, tedavi sürecinin güvenli yürütülebilmesi için hekimin mümkün olduğunca doğru bilgiye ulaşması gerektiğini ifade etti.

Özellikle acil servis gibi hızlı karar verilmesi gereken alanlarda, hastanın kullandığı bir ilaç veya maddenin sonradan öğrenilmesinin tedavi planında değişiklik yapılmasını gerektirebileceğini söyledi.

“HEKİME KARŞI ŞEFFAFLIK HAYATİ ÖNEM TAŞIYABİLİR”

Hopan, hasta-hekim iletişiminde açıklığın yalnızca iletişim açısından değil, doğrudan tedavi güvenliği açısından da önemli olduğunu belirtti. Kişinin kullandığı ilaçlardan bitkisel ürünlere, alkol kullanımından farklı maddelere kadar tedaviyi etkileyebilecek bilgileri hekimle paylaşmasının gerekli olduğunu ifade etti.

Hastaların sağlık çalışanlarını bir “sırdaş” gibi görerek çekinmeden bilgi vermesi gerektiğini söyleyen Hopan, eksiksiz ve doğru bilginin hekimin hastaya uygun tedaviyi belirlemesini kolaylaştıracağını ve olası risklerin azaltılmasına katkı sağlayacağını söyledi.

Muhabir: Almila Kerküklü