Uzmanlara göre bu durum yalnızca petrol sevkiyatını aksatan bir lojistik kriz değil; aynı zamanda dünya ekonomisini derinden sarsabilecek bir enerji ve ticaret krizi anlamına geliyor. Güncel analizler, boğazın kapanmasının enerji fiyatlarından küresel büyümeye kadar pek çok alanda zincirleme etkiler yaratacağını ortaya koyuyor.
ENERJİ FİYATLARINDA SERT YÜKSELİŞ BEKLENİYOR
Küresel petrol arzının yaklaşık yüzde 20’si (günlük yaklaşık 20 milyon varil) ve dünya sıvılaştırılmış doğalgaz ticaretinin önemli bir bölümü Hürmüz Boğazı üzerinden taşınıyor. Bu nedenle boğazın kapanması enerji piyasalarında ani bir şoka yol açabilir.
Uzmanlara göre kriz senaryosunda Brent petrol fiyatının kısa sürede 100 doların üzerine çıkması, gerilimin uzaması halinde ise 140 dolar seviyesine kadar yükselmesi ihtimal dahilinde görülüyor.
Benzer şekilde, özellikle Katar kaynaklı LNG sevkiyatının kesintiye uğraması durumunda Avrupa ve Asya piyasalarında doğalgaz fiyatlarının yüzde 30 ila yüzde 40 oranında artabileceği değerlendiriliyor.
KÜRESEL ENFLASYON VE BÜYÜME BASKI ALTINA GİREBİLİR
Enerji maliyetlerindeki artış, üretimden taşımacılığa kadar birçok sektörde maliyetlerin yükselmesine neden oluyor. Bu durum küresel ölçekte enflasyon üzerinde yeni bir baskı oluşturabilir.
Ekonomistler, petrol fiyatlarındaki kalıcı artışın küresel enflasyona yaklaşık 0,7 ila 0,8 puan ekleyebileceğini öngörüyor.
Boğazın 30 günden daha uzun süre kapalı kalması halinde ise enerji ithalatına bağımlı ülkelerde ciddi ekonomik yavaşlama yaşanabileceği belirtiliyor. Özellikle Asya ve Avrupa ekonomilerinde yüzde 1,5 ile yüzde 3 arasında büyüme kaybı oluşabileceği tahmin ediliyor.
Uzmanlara göre uzun süreli bir kriz senaryosu, küresel ekonomiyi yeniden resesyon riskine sürükleyebilir.
DENİZ TAŞIMACILIĞI VE SİGORTA MALİYETLERİ KATLANIYOR
Boğazın kapanması yalnızca enerji fiyatlarını değil, deniz taşımacılığı maliyetlerini de hızla yükseltiyor. Tanker trafiğinin aksamasıyla birlikte alternatif rotalara yönelim navlun fiyatlarını artırıyor.
Krizin yoğunlaştığı dönemlerde bir VLCC (çok büyük ham petrol tankeri) için günlük kira bedelinin 120 bin dolardan 420 bin dolara kadar yükseldiği belirtiliyor.
Bunun yanı sıra bölgedeki güvenlik riskleri nedeniyle denizcilik sektöründe uygulanan savaş riski sigorta primleri yaklaşık yüzde 50 oranında artmış durumda. Bazı sigorta şirketlerinin ise bölge için teminat sağlamayı geçici olarak askıya almayı değerlendirdiği ifade ediliyor.
ASYA EKONOMİLERİ EN KIRILGAN BÖLGE
Hürmüz Boğazı’na en fazla bağımlı ekonomilerin başında Asya ülkeleri geliyor.
Verilere göre Çin’in petrol ithalatının yaklaşık yüzde 50’si, Hindistan’ın ise yüzde 40’tan fazlası bu rota üzerinden gerçekleştiriliyor. Bu nedenle olası bir kesinti, özellikle sanayi üretimi ve enerji arzı açısından Asya ekonomilerinde ciddi baskı oluşturabilir.
Uzmanlar, bu ülkelerde üretimde yaşanacak yavaşlamanın küresel tedarik zincirlerini de doğrudan etkileyebileceği uyarısında bulunuyor.
HAVACILIK VE LOJİSTİK SEKTÖRÜ DE ETKİLENİYOR
Enerji fiyatlarındaki artışın en hızlı hissedildiği sektörlerden biri de havacılık. Yakıt maliyetlerinin yükselmesi havayolu şirketlerinin kâr marjlarını düşürürken, yolcu ve kargo taşımacılığında bilet ve navlun fiyatlarının artmasına neden oluyor.
Lojistik sektöründe de benzer bir maliyet baskısı oluşurken, bu durum küresel ticaret maliyetlerini artırarak tüketici fiyatlarına kadar uzanan bir zincir oluşturuyor.
GÜNLÜK MALİYET MİLYARLARCA DOLARI BULABİLİR
Ekonomik değerlendirmelere göre Hürmüz Boğazı’nın tam kapasiteyle kapanması halinde yalnızca enerji ticaretinde oluşabilecek günlük doğrudan maliyetin 1,3 milyar doların üzerine çıkabileceği hesaplanıyor.
Ancak uzmanlar, finansal piyasalar, ticaret hacmi ve üretim kayıpları da hesaba katıldığında bu krizin küresel ölçekte trilyonlarca dolarlık ekonomik değer kaybına dönüşebileceğini vurguluyor.





