Emniyet teşkilatında günümüz itibarıyla yaklaşık 475 bin personel fedakarca görevini yapmaya devam etmektedir.
Teşkilat bünyesinde özellikle son 10 yılda ivme kazanan intihar vakaları, münferit krizlerin ötesinde, “kurumsal bir patoloji” olarak karşımıza çıkmaktadır.
2024 yılında 73
2025 yılında 93
2026 yılında ise (bugüne kadar) 19 intihar vakası yaşanmıştır.
Veriler, (ne yazık ki) yaklaşık her 4 günde 1 intihar vakasının yaşandığını göstermektedir.
Mevcut durum, “birkaç vaka” diyerek geçiştirilemeyecek kadar sistematik, “her meslekte olur” denilemeyecek kadar da trajik bir boyuta ulaşmıştır.
Polis intiharları üzerine yapılan akademik ve idari çalışmalar, sivil toplum raporlarıyla birleştirildiğinde ortaya çıkan tablo, Türkiye genelindeki toplumsal eğilimlerden radikal bir kopuş sergilemektedir.
KIYASLAMALI ANALİZ
Genel toplum verisi: Türkiye genelinde intihar hızı, her 100 bin kişide 4.01 olarak kayıtlara geçmiştir.
Emniyet teşkilatı verisi: Teşkilat bünyesinde bu oran her 100 bin personelde 15.17 seviyesindedir.
Risk katsayısı: Bu verilere göre, bir polis memurunun intihar olasılığı, sivil vatandaşa oranla 3.78 kat daha fazladır.
Bu katsayı, polislik mesleğinin doğasındaki stresin ötesinde, teşkilatın iç işleyişinde farklı faktörlerin varlığını doğrulamaktadır.
PEKİ NEDEN?
İntihar vakalarının kökenine inildiğinde, bireysel psikolojik kırılganlıkların ötesinde, teşkilatın yapısal işleyişinin ve personelin içine itildiği ekonomik dar boğazın birer “katalizör” görevi gördüğü saptanmıştır.
Şimdi nedenleri sıralayalım, sonra da çözüm önerilerini belirtelim.
Yıpratıcı mesai saatleri, saha çalışmaları, personelin %98.5’inin çalışma sisteminden kaynaklı ağır tükenmişlik yaşadığını göstermektedir. Yeterince dinlenememe ve uykusuzluk durumu, beyindeki karar verme merkezini çökertmekte, ani öfke patlamalarına neden olabilmektedir.
-Psikolojik baskı aracı olarak kullanılan mobbingin mevcudiyeti.
-Ekonomik kaygılarla kuşatılmış bir zihin.
-Bağımlılıkların yarattığı karanlık ortam.
Çözüm önerileri:
-Çalışma saatleri olarak 12/36 sistemine geçilmelidir. (Mevcut durum, ek görevlerle ayda 60 saatlerin üzerine, aylık olarak da 250 saat dilimine ulaşmakta ve bu da ruhsal yapıyı ve bedeni ciddi şekilde tahrip etmektedir.)
-Mobbing Denetim Kurulu: İçinde sivil hukukçuların ve psikologların bulunduğu, amir baskısını denetleyen ve cezalandıran bağımsız bir kurul oluşturulmalıdır.
-Polis Ekonomik olarak mutlak surette desteklenmelidir. Yan ödemeler, tazminatlar ver özlük hakları günümüze uygun şekilde belirlenmelidir.
-Alkol, ilaç, kumar ve yasa dışı bahis sarmalına giren personelin, disiplin korkusu olmadan başvuracağı danışmanlık/yardım hatları oluşturulmalı, “ihraç” korkusu nedeniyle intihara itilmesi önlenmelidir.
Konunun en acı taraflarından birisi de bir polisin başkalarının hayatını kurtarmaya yönelik gerektiğinde kullanması için devletin beline taktığı silahla, kendi hayatına son vermesidir.
Sonuç olarak, kendi personeline yaşama sevinci ve güven duygusu aşılayamayan bir kurumun, toplumun can ve mal emniyetini sürdürebilir bir şekilde sağlaması mümkün değildir.
Unutulmamalıdır ki, bir memurun kendi yaşamına “değer vermesi” için, çalıştığı kurumun da O’na “değerli bir insan/birey” olarak davranması gerekir.