ÜSLUP

Üslup, insanın kimliğidir.

Üslup, insanın ta kendisidir.

Üslup, insanın düşüncelerini, karakterini ve ruhunu dış dünyaya yansıtan en net aynadır. Edebiyattan felsefeye, tarihten gündelik yaşama kadar her alanda “üslup”…

Üslup (tarz/stil) bir yazının ya da konuşmanın sadece ne söylendiğini değil, nasıl söylendiğini belirleyen, ona ruhunu veren en önemli unsurdur. Aynı bilgi iki farklı üslupla anlatıldığında birinde “Baş yapıt”, diğerinde ise tam bir “Can sıkıntısı” olabilir.

Üslup, ne söylediğimizden ziyade, nasıl söylediğimizdir ve iletişimin her şeyidir. Aynı cümle, farklı bir tonlamayla veya kelime seçimiyle bir savaşı da başlatabilir, bir dostluğu da pekiştirebilir.

Edebiyatçıların dediği gibi, “Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı…”

Bir insanın kalitesini zekası değil, üslubu belirler. Haklı olmak yetmez, haklılığı anlatacak nezaketli bir üslup da gerekir. Zarif bir üslup, kapalı kalpleri açan en sihirli anahtardır. Sözün ağırlığı taşıdığı anlamdaysa, güzelliği de sergilenen üsluptadır.

Aristoteles’in söylediği gibi, “Nasıl söylediğin, ne söylediğin kadar önemlidir, hatta bazen daha da önemlidir.”

İŞ HAYATINDA ÜSLUP

İş hayatında üslup, “Profesyonellik” ve “Samimiyet” dengesi açısından son derece önemlidir ve kariyer basamaklarını tırmanma aşamasındaki en büyük silahtır. Burada en büyük tuzak, “mesafeli olayım” derken, robotik/soğuk görünmek veya “samimi olayım” derken laubali duruma düşmektir.

Fikirleri savunurken, “siz yanlış biliyorsunuz” yerine, “Benim incelediğim verilere göre durum biraz daha farklı görünüyor” demek üslup dehasıdır. Gücü elinden bulunduranın üslubu, o ofisin kültürünü belirler. Emir kipi kullanmak yerine “yönlendirici” olmak, hata yapıldığında “bunu kim yaptı ?” yerine “Bu hatayı nasıl çözeriz ve bir daha nasıl önleriz ?” yaklaşımı gerçek liderlik üslubudur.

İş hayatında her şeye “Evet” demek tükenmişliğe yol açabilir. Ama, “Hayır yapamam” demek yerine “Şu an elimdeki iş yoğunluğu nedeniyle, bu işe gerekli zamanı ayıramam, öncelik sırasını gözden geçirelim mi ?” demek üslubun gücüdür.

GÜNLÜK İLİŞKİLERDE ÜSLUP

Günlük ilişkilerdeki üslubu irdelerken, buradaki ince çizgiler olan “Niyet” ve “Metot”dan bahsedelim.

Günlük hayatta üslup kazaları genelde, “Ben kötü bir niyetle söylemedim” savunmasının arkasına saklanır. Ama gerçek şu ki, yönteminiz yanlışsa, niyetinizin bir önemi kalmaz.

Diğer yönden, “Dobra” olmak ile “Kaba” olmak arasındaki ince çizgiyi de irdelemek gerekiyor. Bir çok insan patavatsızlığı ve kırıcılığı “Ben içi dışı biriyim, dobrayım” diyerek meşrulaştırmaya çalışır. Oysa dobra olmak, bir gerçeği eğip bükmeden, dürüstçe söylemektir. Kabalık ise bunu karşı tarafın kalbini kırarak yapmaktır.

Eleştiri zamanlaması da üslup bakımından hassas bir durumu ifade eder ki, haklı bir eleştiri bile topluluk içinde yapılıyorsa üslup bakımından sınıfta kalmıştır. Baş başayken yapılan eleştiriler kişiyi geliştirirken, başkalarının yanında yapılan eleştiri ise küçük düşürür, kişiye kendini çok kötü hissettirir

Özetle, ne söylediğimiz bizi dünyaya tanıtır ve/fakat nasıl söylediğimiz (üslubumuz) ise değerimizi belirler…